Fırat Nehrinden Çıkacak Hazine

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmaz. Onun üzerine insanlar savaşırlar. Yüz kişiden doksan dokuzu öldürülür. Onlardan her biri: “Herhalde savaşı ben kazanacağım” der.” [Buhârî, Fiten 24, Müslim, Fiten 29; Ebu Davud, Melahim 13; Tirmizî, Cennet 26]

1- Hadisin Buhârî’de gelen bir veçhinde: ” Kim o hadiseye hazır olursa, ondan hiçbir şey almasın” ibaresi ziyadedir. İbnu Hacer, “Ondan hiçbir şey almasın” ifadesinden hareketle, ortaya çıkacak bu altının dinar (şeklinde madrub para) altın kalıpları veya altın tozu şeklinde olabileceğini, hepsinin caiz olduğunu söyler.

2- Bir rivayette altından dağ, bir başka rivayette “altundan hazine (kenz)” ifadesi kullanılmıştır. Dağla çokluk kinaye edildiği belirtilmiştir.

3- İbnu’t-Tin bu hazineden almanın yasaklanmasını, “o hazinenin bütün Müslümanlara ait olmasındandır. Öyleyse kişi ondan sadece kendi hakkını alabilir” diye açıklar ve devamla: “Kim ondan alır, malını çoğaltırsa, faydasız olduğu için pişman olur, altundan bir dağ ortaya çıksa, altın değerini kaybedeceği için, bu istenmez” der. İbnu Hacer, bu yorumu muvafık bulmaz: “Onun söylediği, hadiste açık değil, açık olan husus şudur: Ondan alınması, fitne çıkacağı üzerine savaşılacağı için yasaklanmıştır” der. Şu ihtimale de yer verir: “Ondan almanın nehyedilişindeki  hikmet, ona ihtiyacın kalmadığı veya pek az olduğu bir vakitte ortaya çıkmış olmasıdır.” İbnu Hacer, önceki  ihtimalin galib olduğunu söyler ve buna, hadisin Müslim’de geçen ve Teysir’de esas alınmış olan (kaydettiğimiz) veçhini delil gösterir.

Ayrıca Müslim’de geçen şu mealdeki rivayetle  de bu görüşünü te’yid eder:

“…Fırat nehrinin, altından bir dağ üzerinden açılacağı zaman yakındır. İnsanlar bunu işitince oraya yürürler. Nehrin yanındakiler: “Biz insanları bırakacak olursak, ondan alıp tamamını götürecekler” derler.” Resulullah devamla buyurdu ki: “Bunun üzerine onun için savaşa girişirler. Her yüz kişiden doksan dokuz tanesi öldürülür.” İbnu Hacer: “Bu da gösteriyor ki, İbnu Tîn’in tahayyül ettiği sebep batıldır. Yasağın sebebi, ondan  almanın getireceği neticedir: Savaş…” Bu hadisenin toplanma (mahşer) için ateşin çıkması sırasında vukuuna da bir mani yoktur.  Lakin bu, ondan almayı nehyetmek için bir sebep olamaz. İbnu Mace, Sevban’dan şu hadisi merfu olarak tahric etmiştir: “Hazinenizin yanında üç (grup) savaşır. Her  biri de bir halife oğludur…” İbnu Mace hadisi Mehdi ile ilgili bir babta kaydetmiştir. Eğer burada geçen hazineden murad, sadedinde olduğumuz hadiste geçen hazine ise, bu durum, yani nehrin altında olması hadisesi, Mehdi’nin zuhuru zamanında meydana gelecektir. Bu ise, kesinlikle, Hz. İsa’nın inmesinden önce ve de ateşin çıkmasından öncedir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/335-336

Sonsuz Nûr adlı eserin birinci cildinde.. yukarıdaki Hadis-i Şerif ile ilgili.. Pırlanta Müellifi geçmişte yaşanmış ve gelecekte yaşanacak olaylar ile ilgili şunları söylemiştir.

FIRAT’TAKİ HAZİNE

يُوشِكُ الْفُرَاتُ أَنْ يَحْسِرَ عَنْ كَنْـزٍ مِنْ ذَهَبٍ (أَوْ جَبَلٍ مِنْ ذَهَبٍ) فَمَنْ حَضَرَهُ فَلَا يَأْخُذْ مِنْهُ شَيْئًا

“İhtimal Fırat’ın suyu çekilir; ve altın’dan bir dağ zuhur eder. Kim orada bulunursa bir şey almasın.” [Buhârî, fiten 24; Müslim, fiten 30-32.] Bugüne dek Fırat’ın başında dünya kadar katliamlar meydana geldi. Yakın tarihten başlayacak olursak, Fırat’a yakın yerde Irak ve İran savaşı oldu. 1958’de yine Fırat’a yakın bir yerde çok ciddî kıyım yapılarak Allah Resûlü’nün torunları katledildi.. ancak, yukarıdaki hadisten, bu iki hâdiseyi çıkarmak uygun olmasa gerek. Belki, daha sonra olması muhtemel bazı hâdiselere işaret aramak daha uygun olur: Meselâ: Fırat’ın suyu, altın değerinde olacak bir devreye, mecaz yoluyla bir işaret olabileceği gibi yapılacak barajlardan elde edilecek gelirlere de “altın” sözüyle işaret olabilir. Ayrıca, Fırat’ın suyu tamamen çekilerek, altında çok büyük altın ve petrol yataklarının çıkacağı da bildirilmiş olabilir. Ayrıca, toprak çökmeleri neticesinde böyle bir madenin de bulunması mümkündür. Fakat ne olursa olsun o bölgenin, İslâm âleminin bünyesinde, bir dinamit gibi, potansiyel bir tehlike olduğunun anlatılmasında şüphe yoktur. Bunlar bugün zuhur etmiş şeyler değil; ileride zuhur edecek hâdiselerdir.. ve o günleri gören insanlar, Allah Resûlü’ne bir kere daha bütün kalbleriyle “Sadakte – Doğru söyledin!” diyecek ve imanlarını yenileyeceklerdir. [Sonsuz Nûr-1]

Bu yazı 23 kez okundu