181-) Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir.

Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir. Her bir ilim, (bu türle ilgili) genel kaidelerden ibarettir. Kaidelerin genelliği, o türde olan düzen ve sistemin güzelliğini ortaya koyar. Demek ki bütün (tabiî) ilimler, (yaratılış ve kâinattaki) düzen ve sistemin güzelliğine doğru birer şahittir. (Muhakemât, “Birinci Makale, 9. Mukaddime”)

BİLİMLERE VÜCUT VEREN KÂİNATTAKİ MUHTEŞEM NİZAMDIR

Canlı vücudu inceleyen biyoloji olsun, hayvanları inceleyen zooloji olsun, maddeyi inceleyen fizik ve kimya olsun, bütün bilim dalları belli küllî kaide ve ‘kanun’lardan ibarettir. Bu küllî kaideler ise, her ilim dalının incelediği sahadaki bozulmaz ve sürekli yenilerek devam eden düzen veya sistem ve intizamdan kaynaklanır. Yani, meselâ suyun bir donma, bir de buharlaşma dereceleri vardır. Yerkürenin kendi etrafındaki ve güneş etrafındaki hareketleri bellidir ve hiç değişmez; bundan dolayı, senelerce sonrasının takvimlerini yapar ve güneşin hangi gün dünyanın hangi noktasında ne durumda olacağını, saat kaçta doğup kaçta batacağını bilir ve kaydederiz. İnsan vücudu da aynı küllî kaideler temelinde çalışır; ihtiyaçları ve bunların nasıl giderileceği de bellidir. İnsanın dünyaya gelirken geçirdiği merhaleler de bellidir ve önceden bilinir.

İşte, bilimlerin kendisinden kaynaklandığı ve şahitlik ettiği bu intizam ve düzen veya sistem, baştanbaşa bir âhenk ve denge mûcizesidir ve pek çok faydalara, maksatlara, hikmetlere dayanır. Bütün bunlar, en küçük cüzleriyle bütün varlıkları, türleri ve kâinatın tamamını bilen, yaratan, devam ettiren Hz. Allah’ı gösterir ve O’nu Sıfatları ve İsimleri’yle bize tanıtır. Tek tek ve bütün varlıktaki bu müthiş âhenk, denge, intizam ve düzen olmasaydı bilimlere kaynaklık eden ve konularını oluşturan küllî kaideler olmaz, onlar olmayınca bilimler teşekkül etmezdi. Bu gerçeğe rağmen bazı modern bilimcilerin Cenab-ı Allah’ı inkârı, bilimlerin aslını ve kaynağını inkârdan başka bir manâ taşımaz ve sadece bir körlüktür, sağırlıktır; insafın, düşüncenin, muhakemenin bütün bütün iflasıdır.

Söz konusu âhenk, denge, intizam ve düzen, kâinatın varlığından maksadın ve bu varlığa hakim olanın hak, hakikat, güzellik, hayır ve kemal olduğunu gösterir. Şer, bâtıl ve çirkinlik, insan gibi irade sahibi varlıklardan ve bu varlıkların şeref, diğer varlıklar karşısındaki üstünlük, yaratılmalarındaki maksat ve kendilerine verilen kabiliyet ve güzellikleri suistimalinden kaynaklanır.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 3 kez okundu