Osman Gâzi’nin Kur’ân’a Saygısı

Anlı şanlı, namlı Osman Gâzi Hazretleri, devletin şahs-ı mânevîsini, babası Ertuğrul Gâzi’den devr-ü teslim aldıktan sonra, âdeti vechiyle Şeyh Edebâli’nin tekkesine gider. Gece geç saatlere kadar şeyhinden feyz aldıktan, istifade ve istifaze ettikten sonra istirahat için odasına çekilir. Tam yatacağı zaman bakar ki, duvarda bir Kur’ân asılıdır. Alır Kur’ân’ı okumaya başlar. Kur’ân’ın deryasına dalar. Mumlar erirken, gözünden yaş akar. Bu hâl tâ fecr-i sâdık’a kadar devam eder. Sabahleyin erkenden, dergâhtan birisi, namaza kaldırmak üzere kapıyı çalar odasına girer. Osman Gâzi’yi, yorganın bozulmadığını görünce sorar: “Hazret hiç yatmadınız mı?” Osman Gâzi şöyle cevap verir: “Allah kelâmı karşısında yatmaktan haya ettim. Birazcık olsun okuyayım dedim, vakit çabuk geçmiş.” Sonra kalkar pencereye gider perdeyi açar. Uzaktan ezan sesleri gelmektedir. Kulağına hafiften bir ses gelir: “Madem ki sen bizim kelâmımıza böyle tâzim ettin. Biz de seni, senin neslini, neslinin neslini, tâzime mazhar kılacağız.”

Derler ki; o gün Osman Gâzi altı saat Kur’ân okumuştur. O altı saate mukabil altı asır muhteşem bir saltanat meydana gelmiştir. Devlet-i Âliyenin temelinde Kur’ân vardır. Çöküşünün ve yıkılışının temelinde Kur’ân’sızlık ve Kitapsızlık vardır.

Bu yazı 14 kez okundu