Çöp Ümmet

Resûl-i Ekrem sahih bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:

“İleride, ehl-i kitap ve diğer milletler, tıpkı aç kimsenin sofranın başına koştuğu gibi sizin üzerinize üşüşeceklerdir; üşüşüp ağzınızdaki lokmaları almak isteyeceklerdir.” Yani cüzdanınızı elinizden almak, kazandığınız şeylerin üzerine oturmak için, tıpkı bir sofraya üşüşür gibi başınıza üşüşeceklerdir.

Sahabi sorar: “O gün bizim azlığımızdan mı böyle olacak ya Resûlallah!?” Allah Resûlü, “Hayır; bilakis siz o gün fevkalâde çok olacaksınız; ama Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı olan mehabeti çıkaracak; (yani hasımlarınız nazarında saygısız hâle gelecek, emniyet telkin edemeyecek ve ağırlığınızı hissettiremeyeceksiniz. Aynı zamanda Allah sizin kalbinize ‘vehen’ koyacak.” buyurur. Sahabi yine sorar: “Vehen nedir ya Resûlallah?” Efendimiz; “Vehen, (gelip geçici yanları itibarıyla) dünya sevgisi, dünyayı birinci planda ele alma ve ölümden ürkmektir.” (Ebû Dâvûd, melâhim 5; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/359, 5/278.) buyururlar.

Evet bir toplum, dünyayı, nefislerine bakan yanlarıyla maksudun bizzat olarak ele alır, kalbiyle, ruhuyla ona yönelir; Allah’ın rızasını da bir tarafa bırakırsa, yani dünya ve onun içindekilerini Allah’a tercih ederse o “Lâ ilâhe illallah” dese de, kalbî ve ruhî istikametinin var olduğu söylenemez. Burada Allah Resûlü, “Allah kalbinize ‘vehen’ koyacak, siz de o zaman hasımlarınız karşısında yenileceksiniz.” derken, bir başka hadis-i şerifte de, kalblerdeki mehabetin alınması adına “Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l münker”in yapılmaması; kitap, haşir-neşir akidesinin anlatılmaması gibi önemli bir ihmale dikkatleri çeker. Öyleyse, gayet imanlı, olabildiğine maddî-mânevî açıdan güçlü, dağları delecek kadar iradeli, dünyayı nefsine bakan yönüyle istihkâr edecek kadar basiretli, vehene gönlünde yer vermeyecek ölçüde Rabbâni ve düşmanları karşısında tepeden tırnağa mehâbet, şebâbet dolu bir neslin yetiştirilmesi bizim için en büyük gaye olmalıdır.

“Çekirdekten Çınara”

Bu yazı 16 kez okundu