HOCAEFENDİ çevresindeki insanların sağlıklı olmalarını arzular ve bu yönde sürekli tavsiye ve nasihatlarda bulunurdu. Malum, ileri yaşlarda sağlığı tehdit eden faktörlerden biri de fazla kilolardır. Bu meyanda HOCAEFENDİ’nin kendisine ailesi kadar yakın olan insanlara tavsiyeden de öte bazı hoş disiplin ve yaptırımlar uyguladığı da olmuştur. Mesela bazen kilodan, kilonun zararlarından bahseder; ardından bir arkadaşa tartı getirmesini söylerdi. Orada bulunanları tartıya çıkarırdı. Önceki kilosundan fazla olanlara temsilî bir para cezası takdir eder, kilo verenleri ise küçük hediyelerle ödüllendirirdi. Hatta bu iş için bir arkadaş görevlendirir, tartma, ödül-ceza işlerini bu arkadaş takip ederdi. Geçmişte bir dönem ders verdiği en yakın talebelerine ve mütevelliden bir kısım arkadaşlarına tecrübeli bir spor hocası tahsis ederek her sabah namazdan sonra bir saat spor yapmalarını şart koşmuştu. Bundan önce, kamp zamanlarında ve yurt müdürlüğü yaptığı dönemlerde talebelere spor yaptırdığı da bilinen bir husustur. Zat-ı âlileri de geçmişte, bazen geceleri uyuyamadığında bazen de gündüzün belli bir vaktinde spor kıyafetlerini giyerek spor yapmayı hiç ihmal etmemiştir.
İşte size konuyla ilgili bir hatıra:
HOCAEFENDİ bir gün bulunduğu katta gezerken odalardan birinde iki-üç talebesinin oturduğunu görünce odaya girer. O talebelerden ikisi biraz kilolu, diğeri ise onlara göre ideal kilodadır. HOCAEFENDİ odaya girince tabii olarak ayağa kalkarlar. HOCAEFENDİ’nin meşhur bir bakışı vardır. Bazen kişiye baktığında önce tepeden tırnağa bir süzer. Yine öyle bir bakıştan sonra yakınındaki kilolu talebesinin göbeğine başparmağı ile hafifçe dokunarak, diğer zayıf talebesini işaret eder; “Bana değil, şuna benzeyin.” der. “Bana benzemeyin!” derken yanlış anlaşılmasın! Aslında Hocaefendi kilolu değildi. Buna rağmen muhatabını rencide etmemek için kendini işin içine katmıştı.
Yine sıkıntılı günlerden birinde, yakın dairedeki dost ve arkadaşlarıyla sohbet meclisinde otururken, çevresindekilerden bazılarının kilolu olduklarını ve yerde oturmakta zorlandıklarını görür. Onlardan bir kısmının kanepelere oturmalarını ister. Bazıları bu rica üzerine kanepelere otururken bazıları da edeben yerde oturmaya devam ederler. HOCAEFENDİ’nin, o günlerde, Türkiye’de yaşanan Hizmet Hareketine dönük olumsuzluklardan dolayı zihni çok meşguldür. Belli bir süre bu konulardan bahseder, sonra kısa bir sessizlik olur. Çevresine kısa bir bakış atfettikten sonra kilodan söz açarak; “Eskiden arkadaşları tartıyorduk, verene mükâfat, vermeyene de para cezası veriyorduk, ne oldu? Biri takip ediyordu, bugünlerde unuttuk herhâlde bunu yapmayı. Fakat şimdilik dursun, iki musibet bir arada zor gider.” diyerek orada bulunanların tebessümüne vesile olur.
Eser: GÜLEN AN(I)LAR Hocaefendi’den Güldüren ve Düşündüren Anekdotlar Sayfa: 41-42 Yazar: @NumanYiit9 (Süreyya Yayınları)