Hayata Dair Notlar-35

Büyük âlimlerden ehl-i kalb bir insan, Hazreti Üstad’ın iman hakikatlerini ele alışına, anlatışına, tahlillerine ve onları neşretmedeki üslûbuna çok hayran kalıyor. Nur Risaleleri’nin, yazılması çok zor, pek kıymetli eserler olduğunu ve bunların sadece düşünüp taşınmakla kaleme alınamayacağını söylüyor. Eserlerin çoğaltılmasının ve neşrinin de ancak çok güçlü bir kaynağa dayanmak suretiyle gerçekleşebileceğini ifade ediyor. Nur Müellifi ve iman hizmeti hakkındaki takdirlerini her fırsatta dile getiriyor. Sonra birisi ona, Hazreti Üstad’ın başucundan hiç ayırmadığı “Mecmuatü’l-Ahzâb”ını gösterince, o zat diyor ki: “Şimdi o kaynağın ne olduğunu anladım; demek ki, Bediüzzaman’ın Rabbimizle çok ciddî bir münasebeti var, Cenâb-ı Hak’la irtibatı pek kavî. O, Allah’a teveccühten bir lahza dûr olmadığı ve kat’iyen gevşeklik göstermediği için Mevlâ-yı Müteâl de onu sürekli te’yid ediyor ve ilâhî ihsanlara mazhar kılıyor.”

Evet, Hazreti Üstad’ı hangi yanıyla ele alırsanız alınız, bir mükemmeliyet abidesi olarak karşınıza çıkıyor. “Ben hizmet ediyorum, evrâd u ezkârım eksik olsa da olur!” veya “Ben kendimi zikr ü fikre adadım, i’lâ-yı kelimetullah vazifesinde geri kalsam da mahzuru yok!” ya da “Şu işi tam yapayım, bunu ihmal etsem de olur!” demiyor. Tam bir denge insanı olarak yaşıyor; her hususta esas kabul ettiği iktisadı, zamanı iyi kullanma mevzuuna da uyguluyor. Asla israfa girmiyor ve hiçbir anını boşa geçirmiyor; her saatini dolu dolu değerlendiriyor. Dolayısıyla, kulluğa ait hiçbir vazifeyi ihmal etmiyor; günlük virdlerini ve zikirlerini de hiç aksatmıyor. (Yakaran Gönüller/Vuslat Muştusu )

***

Bediüzzaman Hazretlerinin evrad u ezkar hayatını merak eden Fas’ın en büyük mütefekkirlerinden biri olan Taha Abdurrahman, Bediüzzaman Hazretlerinin okuduğu evrad kitabı Hizbul-Hakaiki görünce şunları söyler: “İşte bu, Muazzam Külliyat’ın menbaı… Bu derecede kalblerde ve ruhlarda tesir eden böyle bir eserin arkasında, böyle kuvvetli ve kesif bir ibadet olduğunu tahmin ediyordum. Onun için ısrarla Bediüzzaman’ın evradını soruyordum. Kalb etrafında günlük meşgalelerden, günahlardan biriken perdeler, muhatabın kalbinde ve ruhunda tesir edecek bir cümlenin kalbin ta derinliğinden gelip çıkmasına mani olurlar. Bu sebebden, bu Nurlar’da mademki, külli bir tesir var, bu, o derslerin, kalbin tam umkundan ve derinliğinden geldiğine en büyük delildir. Bu derinliğin arkasında da böyle kuvvetli bir evrad vardır.” (Fas-Tetvan Sempozyumu Notlarından.) (Risale Haber)

***

Narin Bey anlattı: “2003 senesinde Süleyman Efendi Hazretlerinin talebelerinden dostumuz birisi “Rüyamda gördüm. Recep … hocanızı, çok feci dövdü. Perişan halde iken hocanız yerinden kalktı ona öyle bir sille indirdi ki o, toz-duman oldu. Biz bir pencerenin  arkasından seyrediyorduk. Bazı parçaları bizim cama da geldi, dedi. Ben ona, ‘Siz sadece pencerenin arkasından hep seyrettiniz, öyle mi?’ dedim. ‘Evet’ dedi.” (Safvet Senih 29 Nisan 2026 Samanyolu Haber)

***

(H.E.)  “Derdini anlatmak için gelenleri, dinlemek lazım. Mücadele Suresinde Cenab-ı Hak buyuruyor ki: ‘Kocası hakkında Hz. Peygamberle mücadele eden kadını dinledi.’  Bu hususta bu âyet bize yol gösteriyor. Bilhassa zayıfları dinleyip insaf ve merhamet dairesinde haklarının yerine getirilmesi lâzım.” (Safvet Senih 9 Nisan 2026 Samanyolu Haber)

***

Mustafa Bey kardeşimiz anlattı: “Kayseri-Develi’de Ahmet İslamoğlu Efendi vardı. Ara sıra ziyaretine giderdik. Meşhur olan oğluyla pek arası iyi değildi. Öbür oğluna, ‘Bir sıkıntın bir problemin olunca Âyetü’l-Kürsîyi oku yalnız –“Velâ ye ûdü hıfzuhümâ”  kısmına gelince burasını 99 defa tekrarlayıp  ‘Ve hüve’l-Aliyyü’l-Azîm’ diyerek bitirdikten sonra Cenab-ı Hakka hâlini arz edip  yardım dilenince, hâceti yerine getirilir.” demiş. Ben daha sonra Ahmet Efendiyi rüyamda gördüm bana da aynı şekilde anlattı.” (Safvet Senih 4 Şubat 2026 Samanyolu Haber)

***

Okullarında başarılı olmak için dua isteyen, nasıl dua edelim diyen öğrencilere ve makamlarında ve kariyerlerinde yükselmek isteyenlere de “Yâ Refi’a’d-derecat” okumalarını ve mümkünse ebcedi değeri olan 995 defa tekrar etmelerini  “Yâ” için de 11 ilave edip 1006 defa okumalarını tavsiye ediyordum. Hep güzel neticeler duyuyordum. Allah’ın izniyle… (Safvet Senih 4 Şubat 2026 Samanyolu Haber)

***

HE: “Ülkem ciddi bunalımların ağında… Her an her şey olabilir. Dengelerin her an aleyhe dönebileceği unutulmamalıdır. Herkes doğacak boşluktan arta kalacak bir KELEPİR  hesabında. Duanın tam vakti. Duanın ve teveccühün… Yana yakıla dua. Kader, değişimi bir AT  (Atâ Kanunu ile yani Kaza Kanunun üstünde büyük bir ihsan ve ikram icraatı ile)  lehimize çevirebilir. Ancak tam teveccüh gerekiyor. Kaybettiğinizin  ve kaybedeceklerinizin büyüklüğü sizi telaşa itmeye değil, çılgınlığa itmeye bile yeter. Tam KADER DENK noktası. Şimdi dua, dua ve YALNIZ  DUA  ETMELİSİNİZ.” (“Pensilvanya Günlüğü, Sıradışı Bir Günlük Denemesi” 28 Haziran 2002, Cuma günü sabah 12:00 sohbetinden)

***

Güzel bir söz vardır:  “Kaderin değirmeni çok ağır döner…”  Evet ağır ağır döner ama, ince ince de öğütür. 1958  Irak İhtilalinde generaller idaredeki Ehli Beyt’ten kimseleri hunharca öldürmüşlerdi. Üstadın talebelerinden Ahmed Ramazan Ağabey o sırada Bağdat’ta bulunuyordu. Dedi ki, Efendimizin torunu bir hanım kızı saraydan getirip halkın gözü önünde ellerinden kollarından çapraz istikamette arabalara bağlanıp feci şekilde öldürdüler. Maalesef  halk hatta kadınlar bile el çırpıp oynayarak ihtilalci canavarlara destek veriyorlardı. Kendi kendime “Acaba Bağdat’ta yaşanan bu zulüm  ve işkence kader tarafından nasıl bir karşılık görür diye dehşete kapılıp düşünmeye başladım. Sonra Bağdat bombalanırken bunları hatırladım. Zaten ihtilalci generaller Arifi, Kasım’ı birbirlerini öldürmüşlerdir. Diktatör Saddam’ın akıbeti malum… Libya diktatörünü halk linç etti… Hitlerin sonunu herkes biliyor… Kaderin değirmeni şimdiki diktatörleri de ince ince eğitip küllerini savuracaktır inşaallah… (Safvet Senih 19 Mart 2025 Samanyolu Haber)

***

Vahdet-i Ruhiye Çok Önemli: Üstad’ın büyük talebelerinden Bayram Yüksel Ağabey diyor ki: “Bir defasında Konya’dan iki grup talebesi gelmişti. Bir grup diğerinden şikayet etti: “Üstad bunlar tedbirli hareket etmiyorlar, camide Risale-i Nur ders yapıyorlar. Diğerleri de onlardan şikayetçi oldu. Bunun üzerine Üstad onlara:  “Kardeşim, sizin hizmetinize ihtiyaç yok. Sizin aranızdaki dayanışmaya ihtiyaç var. Sizler ara sıra, İhlas ve Uhuvvet Risalesini beraber okumalısınız” dedi. (Safvet Senih 10 Temmuz 2025 Samanyolu Haber)

***

Cenab-ı Hakk’ın Vedûd ismi eğer cansızlara tecelli ederse, câzibe ve çekim olur. Biliyoruz ki, atomlarda dört ayrı  çekim gücü bulunmaktadır. En yakınındakinden, kainatın en uzak noktasında olanlara kadar ayrı ayrı çekim münasebeti vardır. Bu ism-i celâllerden olan Vedûd ismi eğer canlılara bilhassa insanlara tecelli edince, aşk ve muhabbet olur. Bu da çeşit çeşittir. İnsanın annesine babasına eşine, evlatlarına kardeşlerine arkadaş  ve dostlarına sevgisi muhabbeti olduğu gibi çok farklı şekilde dava arkadaşlarına da sevgi ve alakası olur. Hatta başka ırktan ve renkten olan Hizmet kardeşlerine  olan muhabbeti neseben en yakınlarına olandan kat kat fazla olur. Hizmetin, Kur’an ve İmana hizmet etmekle vazifeli cemaatini ayakta tutan dinamiklerden birisi, ihlas, sadakat, tesanüt ve ittifak gibi hususlardan birisi de aralarındaki Vedûd isminin  tecellisi olan muhabbettir. Üstad Hazretleri Yirmi Dördüncü Söz’de (Beşinci Dal’ın, Birinci Meyvesinde:  “Muhabbet, şu kainatın  bir varlık sebebidir; hem şu kainâtın râbıtasıdır (kopmaz bağıdır); hem şu kainatın  nurudur, hem hayatıdır.” diyor. (Safvet Senih 9 Temmuz 2025 Samanyolu Haber)

***

Bant işi ilk defa Tuzcu Cahit Erdoğan Ağabeyimizin gayretleriyle başladı. O aslında Üstad’ın sesini almak istiyormuş. Fakat nasip olmamış. Fakat Cenab-ı Hak onun bu güzel niyetini, Hocaefendi’nin vaaz, sohbet ve soru-cevaplarını birer birer kaydediyor ve istifadeye sunuyordu. Daha sonra Paşa Ağabeyin babası Mehmet Amca da aynen Tuzcu Cahit Ağabey gibi büyük yuvarlak teybi ile kayıtlar yapıyordu. Eğer Hocaefendi Edremit’te vaaz ediyorsa, Mehmet Amca teybini alır giderdi. [..] İşte bu fedakar amcamız kaydettiği bütün vaazları, hutbeleri ve sohbetleri Türkiye’nin her tarafından isteyenlere çoğaltıp gönderirdi. Sanki gece-gündüz  işi bu idi… M. Fethullah  Gülen Hocaefendi Amerika’ya gittikten sonra, bir gün İzmir’e Barbaros Hocalara telefon ediyor. “Bu gece rüyamda bana İzmir’de bir Kutubun vefat ettiğini söylediler. Acaba bu zat kimdir?” diye soruyor. Arkadaşlar araştırınca bu kişinin Mehmet Amca  olduğunu öğreniyorlar. Muhtemelen yaptığı samimî ve ihlaslı  işlerinden dolayı böyle bir konum nasip edilmiş olabilir. Bir işe, güzel bir hayra köprü ve vesile olmak bile demek ki, çok önemli…  Üstadın dediği gibi, biri lâmba, birisi kibrit, birisi gazyağı getirerek ortalık aydınlatılınca bu getirenlerin duvarlar da birer aynası olsa her birine tam bir lâmba girdiği gibi, yapılan bir işin, birer ucundan tutan her bir samimi ve ihlaslı kişi de tek başına o hayrı işlemiş gibi sevap alıyor… (Safvet Senih 20 Mart 2025 Samanyolu Haber)

Bu yazı 21 kez okundu