Ahmed İbn Hanbel, kırbaçlar altında inliyor; “Kur’an, mahlûktur, diyeceksin!” diye zulmediyorlar. Müslümanlar yapıyor bunu.. [..] Yani, Kur’ân’ın yaratılmış bir şey, Allah’ın yarattığı bir şey olduğunu kabul etmesini istiyorlar. Oysa Kur’ân, kelâm-ı ezelîdir; o, mahlûk değildir esasen. Fakat Yahya İbn Ma’în, işin içinden sıyrılmak için, bir ictihadda bulunuyor. İctihadda hata da olabilir. “Kelam-ı lafzî” itibarıyla, yani bizim ağzımızdan çıkan şekli itibarıyla, kalemimizle sayfalara yazılması itibarıyla, kitap haline getirilmesi itibarıyla kelâm-ı lafzî olduğunu söylüyor. “Bu itibarla mahlûktur.” diyor; “Ama aslı itibarıyla, Allah’ın emri olarak, Cibrîl vasıtasıyla veya vasıtasız, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mir’ât-ı mücellâ olan kalbine aksetmesi itibarıyla, o, mahlûk değildir!” Bu kadarına bile tahammülü olmayan Ahmed İbn Hanbel, kırbaçlar altında, vücudunda yaralanmadık yer kalmamış ama onlara üzülmüyor ve “Off!” demiyor da çok yakın arkadaşının, Yahya İbn Ma’în’in böyle demesi karşısında çok üzülüyor. Onu taviz sayıyor, “Evyah!” diyor, “Evyah! Taviz verildi bu mevzuda!” Oysaki Yahya İbn Ma’în ictihad yapıyor o mevzuda. Ve zannediyorum biraz evvel, onun o mülahazasını size yarım yamalak arz etmeye çalışırken, siz de mahzursuz görüyor gibisinizdir o meseleyi. Fakat Ahmed İbn Hanbel, kendi temel değerlerine öyle saygılı ki, ondan bir santim bile taviz vermek istemiyor. [BMTL: Peygamberler Yolunda İbâdetten Aşk’a (26-11-2017)]
Hasılı Zalim ve Münafık Karşısında Asla Boyun Eğilmez:
Muvakkat, bir-iki günlük mutluluk için yol yön değiştirmek kaypaklık ve muhakemesizliktir. Öyle olmaktansa izzetle ölmek daha iyidir. Münâfıkların önderi Abdullah İbn Übey İbni Selül idi. Peygamberimizin hicretinden önceki liderlik konumu sarsıldığı için, ömrünün sonuna kadar O’nu çekemedi. Her fırsatta mü’minler arasında fitne çıkarmaya çalışır, onların kuvve-i maneviyelerini kırmaya uğraşır, günümüzdeki moda tabirle sürekli algı operasyonları yapardı. Kendisinde izzet ve mü’minlerde zillet tevehhüm eden baş münafık ve hempalarının bir halini Kur’an-ı Kerim şöyle anlatır: “Hem derler ki, ‘Medine’ye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır.’ Oysa izzet, Allah’ın, Rasûlü’nün ve mü’minlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.” (Münâfikûn, 63/8) [..] Bir Mü’min, Münafık Karşısında Asla Boyun Eğmez!.. Tarihî tekerrürler devr-i daimi içinde dünden bugüne olagelen şeyler hep olagelmiştir; bugün de olacak bunlar, yarın da olmaya devam edecektir. Öyleyse bize, durduğumuz yerde sâbit-kadem olmak düşer. Son ferdine kadar.. Herkesi ifnâ etseler, en son fert bile orada yine merhum Kutup gibi diyecek ki: “Bir mü’min katiyen bir münafıktan özür dilemez!..” Bir mümin bir münafıktan özür dilemez.. ayağına gitmez.. temennada bulunmaz.. “Senin dediğin gibiymiş!” demez.. değişik yâvelere düşmez!.. [445. Nağme: İzzetle Yaşamalı ve Hizmet Ederken Ölmeli!.. (24 Aralık 2014)]