Tartılan Vicdanlar ve Ödenen Hesap

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül Dânâ hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül Dânâ bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid’in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, “Behlül daha demin vazife verdik sana ne çabuk bıktın?” dedi. Behlül Dânâ açıkladı: Efendim çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış. Asırlar ötesinden ikaz edilen Aziz İnsan UNUTMA! Yaşadığın herşey Yaptığın yanlışların ya da yapmadığın iyi işlerin bedelidir! 

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor:

Bir kavimde GULÛL (denen devlet malından hırsızlık) zuhûr ederse, Allah o kavmin kalplerine korku atar. Bir kavim içinde ZİNA yayılırsa orada ölümler artar. Bir kavim, ÖLÇÜ ve TARTILARDA (HİLE yaparak) miktarı azaltırsa Allah ondan rızkı keser. Bir KAVMİN (MAHKEMELERİNDE) HAKSIZ YERE HÜKÜMLER verilirse, o kavimde mutlaka kan yaygınlaşır. Bir KAVM AHDİNDEN DÖNÜP GADRE YER VERİRSE, Allah onlara mutlaka düşmanlarını musallat eder.” [Muvatta, Cihâd 26, (2, 460).] 

Bu yazı 24 kez okundu