15-Varlık Tesellisi

Beyin hakkında kitapları ve araştırmalarıyla ünlü Sinir Bilimci Prof Dr. Sinan Canan bir konferansında, hafıza türlerinden biri olan duygusal hafızadan bahsederken şunları ifade etmişti: “En kuvvetli hafıza duygusal hafızadır. Bir şeyi severek veya ondan nefret ederek veya ona öfkelenerek kaydettiğimizde en kalıcı kaydetme işlemini yapmış oluruz. Dünyada aslında birçok şeyi duygularla kaydediyoruz. Hiç fark etmesek de davranışlarımızı büyük oranda yönlendiren duygusal hafızadır: Beyin hak kında tek bir cümle söylemem gerekirse, ben şu cümleyi söylerim: Beynin öğrenmesi duygusal bağ kurmasına bağlıdır. Duygusal olarak bağ/anamadığımız bir şeyi öğrenemeyiz. Homo Sapiens olarak insanın özelliği budur. Duygular bir yan ürün değildir. Duygular beynin çalışmasının ana temelidir. Duygulara hitap edemezseniz, hafızada her şey bir süre kalır ve sonra uçar.“

Bu tespitlerinden yola çıkarak diyebiliriz ki; bir şeyin bizim için geçerli varlığı, tarafımızdan onun algılanmasına bağlı olduğuna göre; yaşantı ve bilgileri duygulara en iyi dönüştüren faktör olan acılar ve kederler yaşadıklarımızın yok olup gitmesini engelleyen muhafızlardır. Milan Kundera’nın dediği gibi; “Kiminle güldüğünü unutabilirsin; ama kiminle ağladığını asla!” Bütün canlılığıyla hafızalardaki yerini koruyan bir ölünün varlığıyla, hiçbir hafızada var olmamış hayattaki birinin varlığı kıyaslandığında, hiç şüphesiz ölünün varlığının daha gerçek olduğu ortaya çıkacaktır. Var olmanın bir terazisi olsaydı, acı içerisinde yaşayanların, mutluluk içerisinde yaşayanlara nispetle daha gerçek oldukları ortaya çıkabilirdi.

İlk İslam fılozufu Kindi der ki,

“Ölüm de dahil olmak üzere musibetler hayatın bir parçasıdır, tabii ve kaçınılmaz gerçeklerdir. İnsanın hiçbir musibetle karşılaşmaması için hiç var olmaması gerekir. Çünkü musibetler değişme ve bozulma niteliği taşıyan şeylerin değişmesinden, bozulmasından ileri gelmektedir. Eğer dünyada bozulma olmasaydı, varlık da olmazdı. Musibetlerin olmamasını istemek tabiattaki oluşma ve bozulma kanununun ortadan kalkmasını istemek olur ki, bu da imkansızdır” (Ya’kûb b. İshak el-Kindî, s. 18-19; İbn Miskeveyh, s. 179).

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 25 kez okundu