Allah, sevmiş; insanı yaratmış. Sevmiş, kâinatı onun emrine vermiş. Sevmiş, sevdiği Zâtı ona muallim, rehber yapmış. O rehber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin.” (Taberânî, Mu’cemül-Kebir, 8/90-91) ferman buyurmuş. Öyleyse, insanın aslî vazifesi Allah’ı tanımak ve tanıtmak, sevmek ve sevdirmektir. Sevmek, itaati gerektirir. İtaat yoksa sevgi de yok demektir.
Merhum Samsunlu Hoca diye bilinen (Allah rahmet eylesin) zatın [Huzur İklimi] adlı eserinde şöyle bir bilgiyi kaleme almış.. ” İngiltere’de yıllar evvel üniversitede okuyan bir Müslüman talebe, ateist bir arkadaşına İngilizce bir Kur’ân meali veriyor. O kişi, arkadaşını kırmamak için, inanmadığı halde Kur’ân’ı alıp kütüphanesine koyuyor. Okulu bitirdikten sonra hayata atılan, evlenip bir çocuk sahibi olan bu insan; bir gün tenezzüh için 7-8 yaşlarında olan çocuğu ve ailesi ile parka çıkıyor. Birden yola fırlayan çocuğa taksi çarpıyor ve çocuk orada ölüyor. Dünyaları yıkılan ve kararan anne baba gözyaşları içerisinde evlerine zor dönüyor. Bu sıkıntı ile kendisini okumaya veriyor baba. Bir gün, arkadaşının verdiği Kur’ân eline geçiyor ve rastgele (tevafuken) Kur’ân’ı açıyor, öldükten sonra dirilmeyle ilgili ayetler karşısına çıkıyor ve o ayetleri okumaya başlıyor. Birden, sanki ölen çocuğu diriliyormuş gibi hissediyor. Sonra hanımını çağırıp: “Şurayı okur musun?” diyor; o da okuduktan sonra aynı duyguyu yaşıyor. Beraber Kur’ân’ı okumaya karar veriyorlar. Henüz Kur’ân’ın yarısına gelmeden evvel, ikisi de Müslüman oluyorlar.
ÜSTAD Bedîüzzaman Hazretleri “Tarîk-ı hakta çalışan ve mücâhede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenâb-ı Hakk’a âit vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler.” (17.Lem’a-13.Nota ) diye bizleri İKAZ eder. Sözlerini şöyle bitirir “işte ey kardeşlerim! Siz de, size âit olmayan vazifeye harekâtınızı bina etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza karşı tecrübe vaziyetini almayınız!”.
Bize düşeni güzel ve yerinde bir iletişim dilini kullanarak yapmakla sorumluyuz neticesi ne zaman nasıl olur ya da olmaz bizi ilgilendirmez.
Biz seferden sorumluyuz zaferden değil!