Tilkinin Eti Helâldir” Fetvâsı Verirse

İnsanların çoğu bazı yanlarıyla azıcık parlak bir insan ortaya çıkınca, onun arkasından sürüklenebilirler. “Kitle psikolojisi” denen bir şey var. Bu tarihî tekerrürler devr-i dâimi içinde hep devam edegelmiştir. Hazreti Nuh’a “sâhir” demişler, “kâhin” demişler, “büyücü” demişler. Hazreti Hûd’a başka bir şey demişler. Hazreti Sâlih’e başka bir şey demişler. Hazreti Musa’ya başka bir şey demişler. Demişler… Efendimiz’e demedik bir şey bırakmamışlar. Demedik şey bırakmamışlar… Demek ki, bu yolda yürüyenlerin kaderi, böyle!.. Allah alınıp-satılmaktan, … Devamını oku

Dua Zırhı

Üstad’ın ilk talebelerinden Vanlı Molla Hâmid Ekinci, hatıralarını anlatırken diyor ki: “Dağda kışın kalmak için bir yer yapmıştık. Harabe gibi kapısı açıktı. Üstadımızın yatağını yukarıda bir yerde yapmıştık. Biz misafir fakihlerle beraber iki sıra hâlinde yatıyorduk. Kapı ortada idi. Bana su getirmemi söylemişti. Su on beş dakika uzakta idi. Korkudan gitmek istemedim. “Niye korkuyorsun, anlat!” dedi. “Yırtıcı hayvanlardan korkuyorum.” dedim. … Devamını oku

İlâhî şifreler ve kudsî harfler ile Duâ

Sûrelerin başlarındaki “Elim Lâm Mîm… Tâ Sîn…” gibi ilâhî şifreler ve kudsî harfler, havada gizli ve ince ve ilâhî münasebetlerini ihtizaza ve titreşime getirecek birer düğüm ve düğmedir. Yeri göklere, hatta Arş’a bağlayacak mânevî telefon ve telgraf haberleşmesini sağlamaları vazifeleridir ve birer ilâhî, kudsî şifre olmalarının gereğidir. MADEM, mazlumun ve yetimin ağlamasından Arş-ı Âzam ihtizaza gelir.. bu harflerle yana yakıla … Devamını oku

Dünden Bugüne Aynı Endişe

Muhammed Harzemşah’ın etrafındaki bazı kişiler, makamlarını ve itibarlarını kaybedecekleri korkusu ile Mevlâna Hazretlerinin babası Baha Veled Hazretleri hakkında Harzemşah’ı endişelendirecek şeyler söylüyorlardı. Baha Veled, Belh halkını tamamıyla kendisine bağlamıştır. Bizi ve sizi kabul etmiyor, kıymet vermiyor. Emr-i bi’l-ma’rufla kendini meşhur ederek saltanatı ele geçirmek istiyor. Bu hususta hiç vakit kaybetmeden çareler düşünmek ve harekete geçmek gerekmektedir diyorlardı. Dostlarından bazıları, … Devamını oku

Kerametli Koyun

Kurban kesmenin değil sadece zenginler, fakirler için bile bir sebeb-i bereket olduğunu gösteren bir olay: Fidda Hanım, fakir bir insanın hanımıydı. Kocası gece gündüz çalışıp çabalar, ama günlük nafakadan fazlasını elde edemezdi. Bu yüzden yavrularına süt sağacakları bir tek koyunu ancak alabilmişlerdi. Koyun onlar için biricik geçim kaynağı idi. Ama ne Fidda hanım hâlinden şikayetçiydi ne kocası. İkisi de Allah’ın verdiği sağlık ve afiyete … Devamını oku

Ahirette Bekleyen Kurban Ordusu

Asr-ı saadetten şu hadiseye bir nazar edelim:  Hz. Aişe (radıyallâhu anha) bir adak kurbanı kestirdi. Kürek kemiği hariç hepsini infak etti, dağıttı. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona “Ya Aişe, kurbanı ne yaptın?” diye sordular. “Hepsini başkalarına dağıttım, bize sadece bir kürek kemiği kaldı.” cevabını verdi. “Bilakis ya Aişe, bize o bahsettiğin kürek kemiği hariç, kurbanın bütünü kalmıştır.” buyurdular. (Tirmizî, Kıyâme, 33) Demek ki yediklerimiz değil, yedirdiklerimiz bize kalacak ahirette … Devamını oku

Çökülen Vakıf Malları ve Helâk Edilen Zalimler

Salih aleyhisselama mucize olarak verilen deve, kimsenin mülkiyetinde değildi; bir vakıf malıydı. Sütü bir sebil gibiydi, sahibi de yüce Allah’tı. Şöyle ki Semud kavmi kendilerini imana davet eden Salih aleyhisselama: “Eğer doğru söylüyorsan şu dağdaki sarp kayalardan kızıl tüylü ve doğurmak üzere olan bir dişi deve çıksın. O zaman sana iman ederiz.” dediler. Salih aleyhisselam: “Allah her şeye kadirdir. Böyle bir mucize görürseniz … Devamını oku

Fazla Kiloları Takip

HOCAEFENDİ çevresindeki insanların sağlıklı olmalarını arzular ve bu yönde sürekli tavsiye ve nasihatlarda bulunurdu. Malum, ileri yaşlarda sağlığı tehdit eden faktörlerden biri de fazla kilolardır. Bu meyanda HOCAEFENDİ’nin kendisine ailesi kadar yakın olan insanlara tavsiyeden de öte bazı hoş disiplin ve yaptırımlar uyguladığı da olmuştur. Mesela bazen kilodan, kilonun zararlarından bahseder; ardından bir arkadaşa tartı getirmesini söylerdi. Orada bulunanları tartıya çıkarırdı. Önceki … Devamını oku

Ün Görmüşüm Gün Görmüşüm Baştan Gelsin Baklava

Hocaefendi gerek irşad ve tebliğde gerek derslerde gerekse de insanlarla münasebetlerinde onların yaş ve seviyesine göre hitap eder, konuları ve anlatılacak hususları ona göre belirlerdi. Bu, vaazlarında müşahede edildiği gibi derslerinde ve ikili münasebetlerinde de müşahede edilirdi. Cemal Türk Hocam’ın tespitine göre Hocaefendi İzmir vaazlarına Cibril hadisini takip ederek, ‘iman’ kavramıyla başlamış, peşinden İslam, daha sonra da ahlak kavrmanı ele alarak … Devamını oku

Devlet-i Âliye ve Sahtekâr Harâmîler

Kanuni Sultan Süleyman Han, haçlı saldırılarına son vermek için ordusuyla sefere çıkmıştı. Ordu, ağır ağır ilerliyordu. Yol dar olduğundan, ordu mecburen bağların içinden geçiyordu. Hava çok sıcak olduğundan asker susuzluktan kıvranıyordu. Çok güzel üzümleri bulunan, bir bağdan geçerken, askerin biri dayanamayıp, bağdan bir salkım üzüm kopararak biraz olsun susuzluğunu giderdi. Sonra da, asma ağacına, yediği üzümün çok üzerinde bir para bağlayarak, yoluna devam etti. … Devamını oku