34-Değer Tesellisi

İnsana herkesin saygı duyması, onu saygın yapmaz. Herkesin onu beğenmesi onun değerli biri olduğunu ispat etmez. Çünkü insanlar birbirlerine taşıdıkları sıfatlara göre muamelede bulunur lar, özlerindeki değerlere göre değil. Dünya tarihindeki tiranların, diktatörlerin ve despotların herkesçe saygı duyulan biri gibi göründükleri dönemden, herkesçe horlandıkları bir başka döneme geçmeleri çoğu kez yalnızca bir gün sürmüştür. Milyonlarca kişinin alkışladığı bir sanatçı, kendini saygın biri olarak görür. … Devamını oku

33-Seyir Tesellisi

İnsan, bedeninden çok ruhunda yaşadığını fark edebilirse, kendini de pencereden bakar gibi dışarıdan seyredebilir. Olayların etkisi altına girerek, onları sahiplenerek, kendini olayların nesnesiymiş gibi düşünerek onlardan aşırı etkilenmek yerine, onları dışarıdan seyrederek, sahiplenmeden, onlara maruz kalan değil de şahit olan biriymiş gibi davranabilir. Olayların içine girmeden, dışarıdan bir gözle, acıyı çeken olarak değil, acı bir sahneyi dışarıdan seyreden biri … Devamını oku

32-Sır Tesellisi

İnsanın başına gelen olumsuz olayları kendi gibi aciz insanoğluna sayıp dökmesi, Allah’ı kullarına şikayet etmek anlamına gelirken; belki aynı cümlelerle elini ve içini Rabbine açıp başıma şunlar geldi diye serzenişte bulunması dua yerine geçer. Allah’a iç döküp yakarmak oldukça kıymetli, aciz insanlara halinden şekva etmekse günah sayılmıştır. Yaşadıklarının anlamını çözebilmek, yanlışlarını görebilmek ve musibetin hikmetine erebilmek niyetiyle insanın “Bunlar … Devamını oku

31-Mertebe Tesellisi

Musibetlerin hikmetlerinden bir diğeri de nefsin terbiye edilmesi ve üst mertebelere yükseltilmesidir. Nefis mertebelerinden en aşağıda olanın, kötülük işlemekten lezzet alan ve bundan pişman olmayan ‘nefs-i emmare’nin ıslah olması ve diğer mertebelere çıkarılması kısmen musibetler sayesinde olmaktadır. Efendimiz (sav) buyururlar ki, “Şayet kula, Allah’ın katında, ameliyle ulaşamayacağı bir derece takdir edilmişse, Allah onu bedeni, çocuğu veya malı ile … Devamını oku

30-Perde Tesellisi

Musibetler, dostluk ve kardeşliğin önündeki engelleri ortadan kaldırır; görüşme imkanı bulamayan dostları buluşturur ve onları yeniden kaynaştırır, yıpranmış insan münasebetlerini tazeler. Kişi samimiyetinin yeterince gelişmediği dostlarıyla da bu vesileyle yakınlık kurar; onları daha bir sevdiğini fark eder ve onlar tarafından daha da sevilir. Çok samimi olabileceği ancak yakından tanıma fırsatı bulamadığı kişilerle musibetler vesilesiyle derttaş olur. İnsanların birbirini yakından tanımasını engelleyen örtüyü veya … Devamını oku

29-Misafirlik Tesellisi

Sabahları evinden, akşamları işyerinden ve girdiğin dükkanlardan çıkman; bindiğin arabalardan, otobüslerden inmen; geceden gündüze, gündüzden geceye varman; kıştan bahara, bahardan kışa ulaşman bu kederin de yok olup gideceğini göstermiyor mu? Dinlediğin şarkının sona ermesi, okuduğun şiirin son mısrası, seyrettiğin filmin son sahnesi, yaşadığın kederlerin de bir gün sona ereceğini hatırlatmaya kafi değil mi? Uykunda ölümü, uyanmanda dirilişi yeniden yaşadığın gibi, bu dertlerin de bir gün sana veda edeceğini hissetmiyor musun? Oturduğun koltuktan kalkmanda, girdiğin bir odadan çıkmanda, bir gün başındaki … Devamını oku

28-Ölçü Tesellisi

İnsanın algıları, onun Rabbi tarafından sınırlandırılmıştır. O ancak belli bir dalga boyunu görebilir ve ancak belli bir dalga boyunu işitebilir. Görme ve işitme eşiğinin altında veya üstündeki ses ve görüntüleri var olmalarına rağmen algılayamaz. Ağrı eşiği sayesinde, belli bir seviyenin altındaki ve üstündeki ağrıları hissedemez. İnsanın duyularına sınırlar çizen Rabbimiz, bu tecellisiyle, insana ne söylemek istemektedir? Mesaj elbette şudur; “Sen … Devamını oku

27-Tevekkül Tesellisi

İnsan fezada, sonu bilinmeyen boşlukta dolaşan bir kürenin üzerinde hayat sürmektedir. Bundan daha riskli, daha korkunç ne olabilir? Gezegenlerin, yıldızların birbirine her an çarpabileceği bir semada, kontrolü insanda olmayan bir dünyada, organları kendisinden habersiz ve izinsiz çalışan bir bedenin içerisinde, risk altında olmadığı bir anı var mı insanın? Dünya dönmekten vazgeçse insan ne yapabilir? Güneş doğmasa elinden ne gelir? Dünyaya bir yıldız çarpacak … Devamını oku

26-Arayış Tesellisi

İslam tarihinin en büyük tıp bilgini ve meşhur filozof İbn-i Sina’nın, bir gencin hastalığını nasıl teşhis ve tedavi ettiğine dair ilginç bir hikayesi vardır. Hükümdarın yeğeni amansız bir hastalığa tutulur. Saray hekimleri bu hastalığın teşhis ve tedavisinde çaresiz kalırlar. Sararıp solmuş, gücünü kuvvetini kaybetmiş, bünyesi zayıflamış ve yatağa düşmüş bu gencin tedavisi için İbn-i Sina davet edilir. İbn-i Sina … Devamını oku

25-Uyum Tesellisi

Müminle dünya arasında hep bir uyumsuzluk olmalıdır. Çünkü dünya mümin için bir gurbettir, onu Cenab-ı Hakk’tan koparmış olan bir yerdir. Onun dünyaya meyletmesi, ondan hoşlanması, onun sistemine yürekten ayak uyduruyor olması, gurbeti vatan telakki etmesi anlamına gelir ki, hayra alamet de ğildir bu hal. Mümin, dünya ile arasındaki mesafeyi korumalı ve aralarındaki mukaddes uyumsuzluğu devam ettirmenin yoluna bakmalıdır. Bu uyumsuzluğu ya … Devamını oku