Emin Müslüman ve Zarar Veren Zarar Görür

“Gerçek Müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir.” (Buhârî, iman 4; Ebû Dâvûd, cihad 2) beyanlarıyla hakiki bir Müslümanı, dilinden ve elinden kimsenin zarar görmediği insan olarak tarif etmektedir. [..] “Mutlak zikir, kemâline masruftur.” kaidesince, burada beyan buyrulan Müslüman; öyle görünen, öyle olduğunu iddia eden kimse değil; Hakk’ı gönülden tasdik edip kabullenen, O’na teslim olan ve bu imanın gereklerini yerine getiren, … Devamını oku

Hiçbir Kimseyi Hakir Görme Hiçbir İyiliği Hafife Alma

“Allah’a iman eden bir kimse hafife alınamaz. Müslüman olmasa bile Hz. Ali’nin yaklaşımıyla bütün insanlar, insan olmaları açısından bizimle eşit olduklarına göre hiç kimseyi hakir göremeyiz. [..] İnsanlığın İftihar Tablosu, hayat-ı seniyyeleri boyunca hiçbir şahsı tahkir etmemiş, hafife almamıştır. Başkaları bizi utandırsalar da biz utandıramayız. Bizi incitseler de incitemeyiz. Zira bizim telakkimizde insanları incitme, kırma bir kaymadır. Başkalarının sizi incitmesi onlar hesabına bir kaymadır. Eğer onlara aynıyla … Devamını oku

Sadık ve Emin Emanetçi

“Mü’min, diğer insanlara emniyet ve güven vaad eden, elinden ve dilinden başkalarının emin olduğu insandır. Emin ve güvenilir olma manasına emanet, bir Peygamber sıfatıdır. Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz o kadar emin idi ki, Mekke halkı, eşlerini ve gelinlik kızlarını birine emanet edecek olsalar akıllarına ilk olarak O gelirdi. Çünkü, Efendimiz’in gözlerinin içine katiyen haram girmemişti, giremezdi; Mekkeliler bunu bilir, O’nun iffet … Devamını oku

Altın ve Gümüşe Tapanlar

Ne acıdır ki, bu çağ, dünyaya tapanların çağı.. bilerek dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenlerin çağı.. camiden Kabe’ye, oradan Mina’ya, Müzdelife’ye ve Arafat’a kadar!.. Bütün kulluğu kirletecek şekilde dünyaya birinci sırada yer vermek, onu birinci tercih yapmak -hafizanallah- bu çağın vebadan, taundan, cüzzamdan, AIDS’ten daha tehlikeli bir hastalığıdır; o virüs kime musallat olursa, onu yere … Devamını oku

İslam Ümmetinin Fitnesi

Bu dünyada pek çok imtihan vesileleri vardır. Bunlardan biri, belki ilk sırada geleni maldır. Çünkü insanoğlunun düşkün olduğu şeylerin başında mal mülk gelir. Mala, mülke ve zenginliğe, Allah’a karşı vazifelerimizi unutturacak derecede aşırı düşkünlük dinimizde hoş karşılanmaz. إنَّ لِكُلِّ أمَّةٍ فِتْنَةً، وَإنَّ فِتْنَةَ أمَّتِى الْمَالُ. “Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır.“ [Tirmizî, Zühd: 26] Hadiste geçen … Devamını oku

Koruyucu Kalkan

Sadaka vermek ibadettir, ibadetin sebebi Allah’ın emridir, neticesi ise Allah’ın rızadır. Bu nedenle “ibadet yaptık ama başımıza yine bela geldi” denilmez. Kaldı ki, bir belanın binler çeşidi vardır, bunlardan hafif olanın gelmesi bile diğerlerinden Allah’ın koruduğu anlamına gelebilir. Demek ki biz sadakanın belayı def etmeye vesile olduğunu biliriz, ama sadakayı Allah için veririz, sonuç ne olursa olsun sadaka verme ibadeti gerçekleşmiş … Devamını oku

Başkaları İçin İstiğfar

Kardeş olduğu bildirilen müminlerin kendi aralarındaki münasebetleri ve muameleleri, İslam’da çok önemlidir. Onlardan birinin kendisi için istediği bir şeyi kardeşi için de arzu etmesi, istemediği bir şeyi kardeşi için de dilememesi doğrudan İMANININ SEVİYESİNİ ortaya koyan bir davranıştır. Birbirleri için GIYABLARINDA İSTİĞFAR TALEBİNDE bulunmaları, kardeşlik hukukunu gözetme adına çok mühimdir. Üstelik bu herkesin, oturduğu, yattığı, durduğu veya koştuğu bir anda bile başkasına yapabileceği … Devamını oku

Zayıflar İnayet ve Rızık

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların en hayırlısının onlara en faydalı olan kimse olduğunu ifade buyurmuştur (Taberanî, el-Mu’cemu’l-evsat, 6/58). Bu itibarladır ki siz insanlığın yardımına koşarsanız, Allah tarafından yardımsız bırakılmazsınız. İnsanlığa el uzatırsanız, hiç umulmadık yerlerden de size el uzatılır. (***) ـ وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: قالَ رسولُ اللّهِ : [ابْغُونِى ضُعَفَاءَكُمْ، فَإنَّمَا تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ بِضُفَائِكُمْ]. أخرجه … Devamını oku

Zikir Dua ve Sohbet-i Canan Meclisleri

Zikir denince sadece tesbih çekerek Cenab-ı Hakk’ı zikretmeyi anlamamalıyız. Ulûhiyet ve Rubûbiyete ait meselelerin müzâkere edildiği ve zikir, fikir ve tefekkürün beraberce yapıldığı yerler de birer zikir meclisidir. (***) Bir ağacın çekirdekten meyveye kadar dereceleri olduğu gibi, îmânın da öyle farklı mertebeleri vardır ve bu mertebeler arasında, önemli derece atlamaları gösteren sadâkat ve şehâdet de ehemmiyetli ayrı buudlar … Devamını oku

Israr Edilen Küçük Günahlar Büyük Olur

Masiyetin küçüklüğüne büyüklüğüne bakarak değil, kendisine karşı gelinen Zât’ın azamet ve kibriyâsına nazaran günahlardan sakınmak lazımdır. لَا صَغِيرَةَ مَعَ الْإِصْرَارِ ، وَلَا كَبِيرَةَ مَعَ الْاِسْتِغْفَارِ “Üzerinde ısrar edildiği takdirde hiçbir günah küçük sayılamayacağı gibi, istiğfar ile başı ezilen bir günah da asla kebîre olarak kalamaz.” (Deylemî, Müsned 5/199; Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb 2/44) fehvâsınca, esas büyük günahlar, üzerinde ısrar edilen … Devamını oku