65- Hedef Tesellisi

Bir ayette “Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır” buyrulur (Yusuf, 76). Bu biraz da şu anlama gelir; her anlamın derununda başka bir anlam, her maksadın ötesinde başka bir maksat vardır. İnsan sonuç odaklı yaşadığı için başından geçenleri yalnızca neticelerine göre değerlendirir. Bir ağacın son da bekleyen neticesi meyve olduğundan ‘ağaç meyve içindir’ yanılgısına kapılır insan. Sondaki netice gelmeyince, her şey berbat … Devamını oku

64- Seçim Tesellisi

Cenab-ı Hakk insanı hastalanmaz bir halde, hiç musibete uğramayacak vaziyette yaratabilirdi. Kainatın enginliğine ve uzayın ihtişamına bakılırsa, Rabbimiz her insana birer gezegen ve orada sonsuza dek tüketemeyeceği kadar nimet verilebilirdi. Durum böyleyken, neden kısıtlanmış imkanlar, biçili ömürler, daralmış rızıklar ve türlü belalar içerisinde yaşamak zorunda bırakılmıştır insan? ‘Seçilmiş’ anlamına gelen ‘Mustafa’ kelimesi Efendimizin (sav) isimlerinden biridir. Biz Allah Resulüne (sav) … Devamını oku

63- Hal Tesellisi

Sufiler, mutlulukta takılı kalmayı eksiklik saymışlar, mutluluğu yaşamın temel gayesi olarak ele almayı anlamsız bulmuşlardır. Onlara göre mutluluk hallerden ancak bir haldir. O bütün hallerin gelip dayandığı en iyi ve nihai hal değildir. Ondan da geçmek, daha farklı hallere ve makamlara ulaşmak icap eder ki manevi yolculuk devam edebilsin. Günümüzde bütün insanlık mutluluğun peşinden koşmaktayken, Kur’ân-ı Kerim’de ve diğer kutsal metinlerde dünyada … Devamını oku

62- Keşke Tesellisi

Günlerden bir gün, Musa bin Müslihiddin Efendi zikir meclisine katılmak ve sohbetini ilk defa dinlemek üzere Sümbül Efendi’nin dergahına gider. Bir direğin arkasına oturur ve Sümbül Efendi’yi dinlemeye koyulur. Duydukları ne şimdiye kadar dinlediği alimlerin sözlerine ne de okuduğu kitapların yazdıklarına benzemektedir. Sohbet boyunca gözlerinden ve kalbinden kat kat perdeler kalkar ve içinde ışıklı bir alemin uyandığını hisseder. Sohbet esnasında dünya ve ahiret, gözüne … Devamını oku

61-) Çağrı Tesellisi

Efendimiz (sav) Medine’ye hicret ederken, Medine’de kıtlık, kan davaları, salgın hastalıklar ve ekonomik kriz vardı. Kabileler arası büyük kavgalar söz konusuydu. Aslında insanların kalbi İslam’ın gelişine hazırlanmıştı; belalarla, sıkıntılarla ve dertler le. Olumsuz hallerin çoğaldığı böylesi zamanlarda kalpler daha açıktır manevi hakikatlere. Cenab-ı Hakk, insanın hakikatle kuracağı ilişkiyi kolaylaştırmak için kimi zaman onu belaya müptela kıldığını Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade … Devamını oku

60- Uyanış Tesellisi

Epik tiyatroda, seyirci olabildiğince oyunun gerçekliğinin dışında tutulur. Seyircinin kendisini oyuna bir gerçekmiş gibi kaptırması arzu edilmez. İzleyicinin kurguya dalıp gitmesini engellemek için yer yer oyuncular seyircilerle konuşmaya hatta oyun hakkında olumlu olumsuz yorumlar yapmaya başlarlar. Klasik tiyatrodaki gibi seyircinin kendisini oyunun içinde hissetmesi amaçlanmaz. Seyirci oyunun bir parçası değil, dışarıdaki bir gözlemcidir. Acı duymak, sevinmek, coşkulanmak yerine durumlar üzerinde berrak bir şekilde düşünülebilmesi … Devamını oku

59-) Latife Tesellisi

Organlarımızdan herhangi biri zarar görse hayatı idame ettirmek oldukça zorlaşabilir. Ayaksız yolculuk etmek, elsiz yemek yemek hayli meşakkatli… Bedenin nispeten daha latif organları olan beş duyudaki hastalıklarsa, hayatı daha da zorlu kılar. Görme, işitme veya dokunma hislerimizin bir anda yok olup gittiğini hayal edelim. Ne büyük felaket! Sobaya dokununca aynı, buza dokununca aynı his elde edilseydi, hayat ne kadar karmaşıklaşırdı. … Devamını oku

58-Destek Tesellisi

Cenab-ı Hakk kainattaki her varlığa kesintisiz bir şekilde yardım etmektedir. Çünkü o Rahman’dır. Ayırt etmeksizin destek olmamanasını taşır ‘Rahman’ ismi. İlahi ahlakın en önemli yönlerinden biridir bu. Kainatta var olan her şey yardıma amadedir ve destek üzere programlanmıştır. Kainatın içerisinde her şeyin birbirlerinin yardımına koşması da bu sebepledir. İnsana da daima türlü yardımlar ulaşır. Yardımın tamamen kesildiği bir an bile … Devamını oku

57-Özgürlük Tesellisi

Bryan Magee’nin The Story Of Philosophy’den bir not: “Leibniz’e göre özgür iradenin, dolayısıyla zulmün ve kötülüğün de bulunduğu bir dünya, özgür iradenin bulunmadığı ve hiç bir kötülüğün olmadığı bir dünyadan daha iyidir. Kusursuz bir varlık olan Tanrı’nın neden bunca kötülüğün olduğu bir dünya yarattığının açıklaması budur. “ Nazi Almanyası döneminde Leni Riefenstahl tarafından çekilmiş, bir Nazi propagandası olan, … Devamını oku

56-Tahammül Tesellisi

Musibetlere sabrın mertebeleri vardır. Sabrın en alt derecesi dayanmak yani tahammül etmektir. Bir üst mertebesi, dayanmanın da Allah’tan olduğunun idrakinde olmaktır. Bu mertebede sabrın Cenab-ı Hakk’ın lütfu olduğu bilinir. (Sabret! Sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Nahl, 127) “Allah sabrını veriyor” cümlesini duymuşuzdur. Bu mertebede dayanan insan değildir, Allah tarafından tahammül etmesi sağlanmaktadır. Sabrın üçüncü mertebesi ise, bela ve nimeti ayırt etmemektir. Madem her şey Allah’tan … Devamını oku