57-Özgürlük Tesellisi

Bryan Magee’nin The Story Of Philosophy’den bir not: “Leibniz’e göre özgür iradenin, dolayısıyla zulmün ve kötülüğün de bulunduğu bir dünya, özgür iradenin bulunmadığı ve hiç bir kötülüğün olmadığı bir dünyadan daha iyidir. Kusursuz bir varlık olan Tanrı’nın neden bunca kötülüğün olduğu bir dünya yarattığının açıklaması budur. “ Nazi Almanyası döneminde Leni Riefenstahl tarafından çekilmiş, bir Nazi propagandası olan, … Devamını oku

56-Tahammül Tesellisi

Musibetlere sabrın mertebeleri vardır. Sabrın en alt derecesi dayanmak yani tahammül etmektir. Bir üst mertebesi, dayanmanın da Allah’tan olduğunun idrakinde olmaktır. Bu mertebede sabrın Cenab-ı Hakk’ın lütfu olduğu bilinir. (Sabret! Sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Nahl, 127) “Allah sabrını veriyor” cümlesini duymuşuzdur. Bu mertebede dayanan insan değildir, Allah tarafından tahammül etmesi sağlanmaktadır. Sabrın üçüncü mertebesi ise, bela ve nimeti ayırt etmemektir. Madem her şey Allah’tan … Devamını oku

55-Zahir-Batın Tesellisi

Gerçek imana sahip olan insan, belalarla çepeçevre bir hayat dahi yaşasa mutludur. Yeter ki, Rabbinin onunla birlikte olduğunu, her şeyin Rabbimizin emrinde, gözetiminde ve tasarrufunda olduğunu bilebilsin. Yeter ki, yaşadığı zorlukların, kederlerin ve gelecekte onu bekleyen musibetlerin Rabbinin kudret elinde olduğunu idrak edebilsin. Olayların Rabbimizin kontrolünde ve hizmetinde olduğuna inanmayanlar için, her şey rastgele gerçekleşmekte, insan tesadüflerin oyuncağı olarak hayat fırtınası içerisinde … Devamını oku

54-Rüya Tesellisi

Yorgunluk veren bir günün sonunda uyumak nasıl bir nimetse, hastalık veya musibet günlerindeki uyku daha büyük bir nimettir. Hayal ve rüya ise musibetzede için bulunmaz bir imkan ve eşsiz bir sığınaktır. İnsan hapiste de olsa hayalen dünyanın her tarafını dolaşabilir. Kabe’ye gidemese bile, hayalen gidip başını Hacer-ül Esved’in altına koyabilir. Hatta bazı insanların hayalleri o kadar güçlüdür ki, gerçekten Kabe’ye giden insanlardan … Devamını oku

53-Acz Tesellisi

Hastanelerde yaşam ünitesi adı altında türlü kablolarla hayata tutunmuş insanlara rastlarız. Bir yandan serum, bir taraftan kan, bir taraftan başka ilaçlar verilen yoğun bakım hastaları acınacak haldedirler. Ancak göründüğünün aksine, sağlıklı insanlarla hastalar arasında hayatta kalma imkanı bakımından fark, o kadar azdır ki. İnsan şu anda trilyonlarca faktörün birlikte var olmasıyla hayatta kalabilir. Sürtünme katsayısı yok olsa, yok … Devamını oku

52-Hazırlık Tesellisi

Ruhi ve psikolojik musibetlerin bir hikmeti de insanı sabra ve mücadeleye alıştırmaktır. Beden ne kadar rutin hastalık geçirmişse, bağışıklık sistemi o kadar güçlenmiş olacağı gibi, ruhi ve kalbi hastalıklar da, kalp ve ruhun kuvvetlerini artırır ve daha büyük musibetlere karşı kişiye bağışıklık kazandırır. Kendisine musibet isabet etmemiş zayıf ruhlar hamdırlar ve en küçük darbeyle yıkılabilecek bir haldedirler. Boethieus, Felsefe’nin Tesellisi kitabında şunu söyler; “Çok … Devamını oku

51-Başrol Tesellisi

Herkes kainatı kendi duyularıyla algılar. Kimsenin algısı, bir başkasıyla aynı olamayacağına göre, herkesin farklı ve kendine özgü bir kainat algısı vardır. Kimse bir başkası olamayacağına göre, herkesin ayrı bir alemi var demektir. Böylece ilahi zenginlik ve cömertliğin sonucu olarak ‘insan ve hatta varlık sayısınca kainat’ ortaya çıkmış, ancak ilahi iktisadın gereği olarak da bütün bu özel alemler, tek bir kainatın … Devamını oku

50-Kabul Tesellisi

Peki, dünya şu an olduğundan daha güzel, yaşam daha üst bir versiyonda olamaz mıydı? Bu soruya verilecek cevap şudur; evet olabilirdi ancak onun adı bu kez ‘dünya’ olmazdı. Dünyanın versiyonunu değiştirerek, yeni bir dünya elde edemeyiz. Bir ormanda hiç ağaç olmasın diye düşünebiliriz ancak bu durumda oraya ‘orman’ deme hakkımız kalmaz. Bütün eksiklikleri, acıları ve kederleriyle dünya yaşamı, ‘dünya yaşamı’ olarak en iyi … Devamını oku

49-İmza Tesellisi

Hüznün kaynağı geçmiş, korkunun kaynağıysa gelecektir. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın velilerine korku ve üzüntü yoktur” buyrulur (Yunus, 62). Onların acıları ve korkuları hayatlarını olumsuz etkilemez. Onlar acı ve kederin kaynağı olan akıllarını imanla nurlandırmışlar, imandan gelen güçle, gelecek ve geçmiş zamanın olumsuz taraflarını yenmişlerdir. Gelecek henüz gelmemişken, onun için kaygılanmamış; geçmiş zaten bitmiş olduğundan, Hayır, Allah Teâlâ’nın ihtiyar buyurduğu (seçtiği) husustadır.” (Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-merfûa s.196; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/478-479) , “illa ma kad selef” (Nisa, … Devamını oku

48-Rububiyet Tesellisi

Efendimizle (sav) birlikte bir grup muhacir, Kuba mescidine geldiler. Ensar topluluğundan insanlar mescitte oturuyorlardı. Efendimiz orada bulunanlara; “Siz mümin misiniz?” diye sordu, cemaat sustu, kimse ses çıkarmadı, sonra aynı soruyu tekrar sordu. Hz. Ömer (ra) araya girip “Ya Resulullah! Şüphesiz ki, onlar mümindirler, ben de onlarla beraberim” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) oradakilere; ”Kazaya razı olur musunuz?” diye sordu. Onlar “Evet” dediler. ”Belaya sabreder misiniz?” diye … Devamını oku