Meyyitzâde

Osmanlı askerleri Eğri önlerinde savaşırken aralarında kırkına yaklaşmış şakaklarında kırçıllar görülmeye başlamış bir yeniçeri de vardı. Aklı sık sık İstanbul’a kayıyor ve altı aylık taze bir gelin olan hâmile hanımı ve doğacak çocuğunu düşünmeden edemiyordu. Bu savaşa gelirken onları emanet edecek kimsesi yoktu. Ferman pâdişahın, deyip yola koyulacaği sırada iki rek’at sefer namazı kılmış ve Allah-ı … Devamını oku

Menfaat üzerine kurulan herşey, yıkılmaya mahkumdur!

Zalimliğiyle ünlü bir Kral, idam cezası verdiği iki mahkumdan birinin canını kendisini çok eğlendirecek bir yolla bağışlamak ister. Sonra iki darağacı kudurur ve mahkumlardan ikisinede, omuzlarına basacakları, ve güvenebilecekleri birer kişi çağırmalarını ister. Birtaraftanda ülkenin bilge kişisini de kendince sınamak istemiştir. Bu yüzden herşey hazır olduğunda yanıbaşına oturtmuştur yaşlı bilgeyi. Sonrasında mahkumlar kendi seçimleri ve istekleriyle çağırdıları … Devamını oku

Peygambere Saygı

Hazreti Ömer Efendimiz, bir gün Cuma namazına giderken yanından geçtiği bir evin damından üzerine kan damlar. O da üzerine kan damlayan oluğu söker, atar. Evine gider. Elbisesini değiştirip, tekrar yetişir. Namaz kıldırıp, hutbesini irad ettikten sonra, “Cemaat, mü’minlere eziyet ediyorsunuz!” diyerek hâdiseyi anlatır ve “Ben de o oluğu söküp attım!” der. O, sözünü bitirir bitirmez, caminin içerisinde, “Ya Ömer, sen ne … Devamını oku

Çürümüş kemiklere bile can gelir..

Pırlanta Müellifinin başından geçen bir olay : “Gençlik yılları sayılan dönemi idrak ediyordum. Belki çok kötü bir haberden dolayı ziyadesiyle üzülebilirdim. Bundan dolayı, hekimler istişarelerinin neticesini biraz saklı tuttular; fakat, sonra aralarında konuşurken, bana da duyuracak şekilde seslerini yükselttiler: “Kalçanın alınması lazım, bacağın kesilmesi icap ediyor!” türünden sözler söylediler. Bunları duyunca hiç etkilenmedim diyemem. O şok anında … Devamını oku

Tartılan Vicdanlar ve Ödenen Hesap

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül Dânâ hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül … Devamını oku

Meyhaneci

Bir kıssadan hissedir bu dilden dile, gönülden gönüle dolaşa dolaşa hayat bulur gönül ehlinin iç dünyasında… Anlatılan odur ki meyhaneci bir adamın dikkatini , meyhanesinin yakınlarında her gün elinde kazmasıyla gelen ve amelelik yapan bir işçi çeker. Meyhaneci bakar ki adam her gün elinde kazmasıyla gelir, yol işinde çalışır. Öğle vakti olunca çıkınını açar ve azığın da ne … Devamını oku

Günahsız Ağız ve Mânevî şirketler

Allah (celle celâluhu) Hazreti Musa’ya: “Ya Musa, bana günahsız bir ağızla dua et.” buyurdu. Musa (aleyhisselam): “Ya Rabbi! Nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim, benim öyle bir ağzım yok ki.” dedi. Allah’u Teâlâ: “Başkalarının ağzıyla dua et, çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olamazsın. Öyle hareket et ki insanlar gece gündüz sana dua etsinler veya kendi ağzını … Devamını oku

Beddua

Mehmet ÜFTADE Sızıntı Dergisi Aralık 1995 Yıl :17 Sayı :203 Hüseyin Efendi, Mundafa köyünde ikamet eden, ehl-i kalp mütevazı bir adamdı. Mundafa, Burunsuz’la komşuydu. Bu iki köyü sadece bir nehir böler ve bu nehir yüzünden aralarında çeşitli kavgalar çıkardı. Çoğunu da Burunsuzlular zorbalıklarıyla kazanırlardı. Hüseyin Efendi, yumuşak tabiatlı, temiz simalı biriydi. Kendisini bir defa gören, onun ne kadar iyi bir insan olduğunu … Devamını oku

Geç Kalınmış Bir Pişmanlık

1994 Eylül’ünün sonları… Serin bir sabah… İzmir yönünden Balıkesir’e yaklaşan bir otobüs, şehrin girişindeki inşaat malzemeleri satan bir dükkânın önünde durdu. Otobüsten, uzun boylu bir genç indi. Elindeki valizden ve tedirgin bakışlarından, buranın yabancısı olduğu anlaşılıyordu. Gömleğinin cebinden çıkardığı kâğıdı dikkatle inceledi. Aradığı adrese ulaştığını görünce, yüzünde hafif bir tebessüm dalgalandı. Kapıdaki görevliden, aradığı kişinin içeride olduğunu öğrenince, sevinci bir kat … Devamını oku

Çok Şey

Gece denizde fırtına çıkmış. Deniz yıldızları sahile vurmuşlar. Bir genç, deniz yıldızlarını alıp teker teker denize atıyormuş. Yanına bir ihtiyar yaklaşmış. Kilometrelerce uzanan sahili göstererek, – Evlâdım, sahil upuzun ve deniz yıldızları da sayılamayacak kadar çok. Sen, bu kadar deniz yıldızından kaç tanesini denize atabileceksin ve ne değişecek? demiş. Genç, eline aldığı bir deniz yıldızını denize fırlatırken cevap vermiş, – Bunun için çok şey … Devamını oku