Çöp Ümmet

Resûl-i Ekrem sahih bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “İleride, ehl-i kitap ve diğer milletler, tıpkı aç kimsenin sofranın başına koştuğu gibi sizin üzerinize üşüşeceklerdir; üşüşüp ağzınızdaki lokmaları almak isteyeceklerdir.” Yani cüzdanınızı elinizden almak, kazandığınız şeylerin üzerine oturmak için, tıpkı bir sofraya üşüşür gibi başınıza üşüşeceklerdir. Sahabi sorar: “O gün bizim azlığımızdan mı böyle olacak ya Resûlallah!?” Allah Resûlü, “Hayır; bilakis … Devamını oku

İmam Serahsî

Hicri 400/1010 tarihinde Serahs’da doğdu. Adı, Ebû Bekir Muhammed İbn Ahmed İbn Ebî Sehl olan Serahsî, ilmindeki derinlik sebebiyle Şemsü’l-Eimme olarak bilinirdi. Horasan’da neşet etmiş ve Fergana’ya yerleşmiştir. Fıkıh ilminde ulaşılması zor bir mertebe ve büyük bir otorite anlamında ‘Müctehid fi’l-Mesâil’ kabul edilen ilim ve fikir öncülerinden muhteşem dimağ Serahsî de aynı mihnet ve eziyete maruz kalarak, Özcent şehrinde kör bir kuyunun … Devamını oku

Ağanın Mektubu

Yüzlerce insanın yaşadığı, binlerce hayvan ve kilometre karelerce toprağın sahibi olan Köyün ağası kahyayı yanına çağırır. “Ben uzun bir yola gideceğim. Belki bir yıl, belki 2 yıl belki de daha uzun süre dönmem… Sana bir mektup bırakacağım… Ben gittikten sonra her sabah bu mektubu açacaksınız ve hep birlikte okuyacaksınız… Sonrada o mektupta yazılanları yapmak için … Devamını oku

İmam Buhârî

13 Şevval 194/810 tarihinde Cuma günü Buhâra’da doğdu. Esas adı, Ebû Abdillah Muhammed İbn İsmâil’dir. Henüz bebek iken babası vefat etmiş, kardeşi Ahmed’le birlikte yetim kalmıştır. Annesinin terbiyesi altında büyümüş, küçük yaşta Kur’ân’ı ezberlemiş ve Arapça öğrenmiştir. Babasından kalan servet onun, başkalarına muhtaç olmadan ilim öğrenmesini sağlamıştır. On bir yaşında hadis öğrenmeye başlamış, on altı yaşında annesi ve kardeşi … Devamını oku

Edeb

Sehl bin Abdullah Tüsteri Hazretlerinin Basra’da bulunduğu günlerde parmağını bir bezle sardığını gördüler. Sebebini soranlara, parmağının ağrıdığını söylüyordu. Soranlardan birinin yolu Mısır’a düşünce, orada Zünnun-i Mısrî Hazretlerini ziyarete gitti. Onun da parmağının aynı şekilde sarılı olduğunu gördü. Hayretle ona da sebebini sordu. “Uzun zamandır parmağım ağrıyor.” diyordu. Bu cevabı duyunca adam, Sehl’in parmağını niçin sardığını anladı. Hocasına riayet düşüncesiyle … Devamını oku

“Dünden Bugüne Büyük İnsanların Kaderi : Ebû Hanife”

Gerçek ismi Nu’man İbn Sabit olan ve İmam-ı A’zam olarak iştihar eden Ebû Hanife, Hicrî 80’de Kûfe’de doğmuştur. Enes İbn Mâlik, Abdullah İbn Ebî Evfâ ve Sehl İbn Saîd gibi bazı Sahabî’lerle de görüştüğü için Tabiîn arasında sayılan Ebû Hanife, dört binden fazla meşayihle görüşmüş ve oldukça geniş bir çevreden ilim tahsil etmiştir. Bilgi anlamında böylesi hazineye sahip olan İmam-ı A’zam, döneminin … Devamını oku

Ekmek İstedin Âfiyet İstemedin

İmam Kuşeyri (k.s.) naklediyor:  Sufinin birisi sürekli, ”Allah’ım, senden afiyet istiyorum, Allah’ım senden afiyet istiyorum…!” diye dua ediyordu. Kendisine niçin  sürekli böyle dua ettiğini sorulunca, şöyle anlattı: ”Ben, manevi terbiyeye ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Birgün ağırca bir un yükü taşıyordum, dinlenmek için yükü bir yere koydum. Orada, ”Ya Rabbi, eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlarla yetinirdim!”  diye … Devamını oku

Yunus (as) Münâcaatı ve Yaşanmış Bir Hadise

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Yûnus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya  düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa, Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” [Tirmizî, Deavât 81] *** Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin etrafında toplanıp tesânüt ve uhuvvet içinde iman ve Kur’an hizmetinde … Devamını oku

Tek Gözlüler

Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in huzuruna kabul edilince sadrazam Keçecizade Fuad Paşa hakkında demediğini bırakmamış. Sultan bunu Fuad paşa’ya aktarınca Paşa: “Cenab-ı Hak insana iki, göz vermiştir. Biri iyi, diğeri kötü şeyleri görmek için. Mustafa Paşa’ya iyilik görecek göz verilmediği için kötülük gözüyle her şeyi fena görmektedir” diye cevap vermiş. (Tarihi Hakikatler, İsmail Hami Danişment, Tercüman Yayınları, 1979, … Devamını oku

Gerçek Değer

Hesaplar her zaman matematiğe göre yapılmaz. Bazı hesaplarda farklı değer ölçüleri vardır. Kadir gecesi içerisinde kadir gecesi olmayan bin aydan daha kıymetlidir. Mekke’de kılınan bir rekat namaz başka memleketlerde kılınan binlerce rekata bedeldir. Peygamber Efendimiz (sav) peygamberlik yaptığı 23 yıl Hazreti Nuh’un 950 yıl peygamberliğinden, milyarlarca insanın ömründen daha değerlidir. Ashab-ı Kiram’ın Tebük hazırlıkları için verdiği bir avuç hurma sonrakilerin Uhud Dağı kadar altınından … Devamını oku