24-) Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı

Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı, aklın yolunu kapayan kuruntulara yuvalık eder. [Muhakemât, “3. Makale, 1. Maksat”] Ülfetten başka insanı doğruyu bulmaktan alıkoyan faktörlerden biri de, enaniyetten kaynaklanan, cehaletin daha da katılaştırdığı bir tavır ve davranış şekli olarak, hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığıdır. O bakımdan ilim, münakaşa ile değil, mütalâa (karşılıklı … Devamını oku

23-) Katmerli cehaletin, sathîliğin, gerçeğe kapalı kalmanın ve soğuk taassubun sebepleri

Ülfet, katmerli cehalete ve sathî bakışa sebeptir. [Muhakemât, “3. Makale, 1. Maksat”] Gerçekten katmerli cehaletin, sathîliğin, gerçeğe kapalı kalmanın ve soğuk taassubun en önemli sebeplerinden biri ülfettir; ilmî araştırmalara, yani tahkike mani olan en belli başlı sebeplerden biri yine ülfettir. İnsanlar, alıştıkları ve doğru kabûl edip şartlandıkları şeyleri kendilerince malûm bilir ve gerçek zannederler. Hattâ ülfet (kanıksama) … Devamını oku

22-) Gerçeği görmek ve doğruyu bulmak için

Gerçeği görmek ve doğruyu bulmak için, ayrıca, (kalb denilen) o aynayı mızmız, üstelik mızmızlığına bahaneler üreten çocuk tabiatından; sebepsiz yere düşman ama düşmanlığına mazeretler uyduran düşman karakter ve tavrından; ve yalnızca eksiği, kusuru gören müşteri bakışından da temizlemek gerekir. Sonra, tarttığımız zaman doğru tartmalı; karşılaştırmalarımızı tam yapmalı ve yolu aydınlatan işaretlerin birbiriyle karışıp kaynaşmasından ortaya çıkan hakikatin parıldayıp duran ışığını aydınlatıcı ve yol gösterici delil edinmeliyiz ki, … Devamını oku

21-) İnsanın kendisine olan sevgisinin kaynaklık ettiği sefil-bayağı tutum ve davranışlar

İnsanın kendisine olan sevgisi: kasten muhalif olma tavrı; soğuk taassup; başkalarından üstün veya farklı olma meyli; partizanlık veya taraftarlık hissi; vehmini bir asla dayamakla kendine mazeret arama; arzusuna uygun olan zayıf şeyleri kuvvetli görmek; başkasının eksiğini nazara vermekle kendi kemalini göstermek ve başkasını yalanlamak veya dalâlette göstermekle kendi doğruluk ve istikametini ilân etmek gibi sefil … Devamını oku

20-) Kendini beğenmenin sebebi ve Sonucu

Kendini beğenme, kalbin zayıflığından kaynaklanır ve dalâlete götürür. [Hutbe-i Şamiye] Dalâletin, yanlış yollara girmenin veya bu yolları takip etmenin sebeplerinden biri, kişinin kendisini beğenmesi ve kendi fikirlerine fazla değer vermesidir. Öyle ki, böyle biri, başkalarıyla, halk ile aynı düşünüyor olmamak ve farklılığını göstermek için, fikirlerine başka bir yol inşâ eder. Halkın gittiği yolda müşahede edilen veya bu yoldan kaynaklandığı düşünülen … Devamını oku

19-) Varlıklara verilmiş olan istidat, faaliyete dönüştüğünde açılır, gelişir

Varlıkta meknî bulunan, yani varlıklara verilmiş olan bir kapasite, bir istidat, fiil ve faaliyete dökülüp dönüştüğünde açılır, gelişir ve lezzet verir. Bütün faaliyetlerdeki lezzet bu sırdandır. Hareket-siz bir varlık, yokluk hesabına çalışır. [Sözler, “24. Söz, 4. Dal”] Cenab-ı Allah (c.c.), her bir varlığa has bir istidat, yani kapasite, potansiyel kabiliyet bahşetmiştir. Bu, cemadât dediğimiz cansız eşya veya … Devamını oku

18-) Arzu ve Hevesin Fikir Suretine Girmesi

Bazan arzu ve heves, fikir suretini giyer. Muhteris insan, nefsanî arzusunu fikir zanneder. [Hutbe-i Şamiye] İnsan, çok defa arzularına, heveslerine fikir sureti giydirir; onları sanki birer fikirmiş gibi takdim eder. Özellikle hırslı ise, bu takdirde nefsanî arzularını ve heveslerini fikir zanneder veya onlara fikir elbisesi giydirir; hırslarını tatmin adına onları fikir olarak sunar. | Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal … Devamını oku

17-) Aksiyon ve Düşünce

Hareketin bittiği noktada düşünce, düşüncenin bittiği noktada hareket başlar. [Muhakemât, “3. Makale, 2. Maksat”] AKSİYON VE DÜŞÜNCE Hareket veya aksiyon ve düşünce, bir bakıma insan hayatının özeti gibidir. Bunlar, birbirine sebeptir, birbirini doğurur ve birbirini tamamlar. Aksiyon ve düşünce silsilesinde insanın belli bir hedefi ve bu hedefi seçmede ve ona ulaşmaya çalışmada belli bir niyeti olur. Peygamber Efendimiz’e (s.a.s.) gelen ilk vahiy, bir aksiyon … Devamını oku

16-) Kâinatta her şeyin bir kemal noktası vardır.

Kâinatta her şeyin bir kemal noktası ve o şeyin o noktaya doğru bir meyli vardır. Katlanmış meyil ihtiyaç, katlanmış ihtiyaç iştiyak, katlanmış iştiyak incizap olur ve incizap, iştiyak, ihtiyaç ve meyil, Cenab-ı Hakk’ın tekvinî emirlerinin eşyanın mahiyetindeki çekirdekleri ve bu emirlere itaat merkezleridir. [ Sözler, “3. Mevkıf, 2. Mebhas, 3. Nükte”] Cenab-ı Allah (c.c.), her varlık … Devamını oku

15-) Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir

Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir. Her bir ilim, kendine ait “kanun” denilen küllî kaidelerden ibarettir. Kanun veya küllî kaidelerin varlığı, mutlak nizam ve intizama işaret eder; bu nizam ve intizamın güzelliğini gösterir. Çünkü nizamın olmadığı yerde kanun ve küllî kaide olmaz. Bu nizam da, Nâzım’ı, yani Nizamı Kuran ve Devam … Devamını oku