16-) Kâinatta her şeyin bir kemal noktası vardır.

Kâinatta her şeyin bir kemal noktası ve o şeyin o noktaya doğru bir meyli vardır. Katlanmış meyil ihtiyaç, katlanmış ihtiyaç iştiyak, katlanmış iştiyak incizap olur ve incizap, iştiyak, ihtiyaç ve meyil, Cenab-ı Hakk’ın tekvinî emirlerinin eşyanın mahiyetindeki çekirdekleri ve bu emirlere itaat merkezleridir. [ Sözler, “3. Mevkıf, 2. Mebhas, 3. Nükte”] Cenab-ı Allah (c.c.), her varlık … Devamını oku

15-) Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir

Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir. Her bir ilim, kendine ait “kanun” denilen küllî kaidelerden ibarettir. Kanun veya küllî kaidelerin varlığı, mutlak nizam ve intizama işaret eder; bu nizam ve intizamın güzelliğini gösterir. Çünkü nizamın olmadığı yerde kanun ve küllî kaide olmaz. Bu nizam da, Nâzım’ı, yani Nizamı Kuran ve Devam … Devamını oku

14-) Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez.

Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez. [Mesnevî-i Nûriye, “Katre’nin Zeyli”.] Nefsin mühim bir hastalığı da, bütünü parçada, büyüğü küçükte görmek istemesi, göremeyince de ret ve inkâra gitmesidir; ayrıca, bir şeye delil olanın o şeyi kendi içinde ihtiva etmesini veya barındırmasını beklemesidir. Oysa delil olma, hiçbir zaman ihtiva etmeyi ve barındırmayı gerektirmez. Meselâ, küçük … Devamını oku

13-) Hak aldatmaz; hakikatı gören, aldanmaz

Hak aldatmaz; hakikatı gören, aldanmaz. Hak olan bir meslek, hileden müstağnidir; hakikatı görenin gözüne hayalin ne haddi var ki, hakikat görünüp aldatsın? [Sözler, “19. Söz, 9. Reşha”.] Hak ve hakikat, hiçbir zaman aldatmaz. Meselâ, vahiy ve peygamberlik haktır, onda bâtıla asla yer yoktur. Bu sebeple, bütün peygamberlerin ve peygamberliğin birinci sıfatı sıdk, yani doğruluk, en başta gelen zıttı da kizb, … Devamını oku

12-) Sabit bir hakikatin tersine dönmesi muhaldir.

Sabit bir hakikatin tersine dönmesi (inkılâb-ı hakaik), muhaldir. Bundan daha muhal olan, bir hakikatin kendi zıttı olmasıdır. Zıttın kendi mahiyetinde kalmakla beraber zıttının aynı olması ise bundan bin defa daha öte muhaldir. [Sözler, “10. Söz, 5. Hakikat”.] Sabit ve kesin hakikatler, hiçbir zaman tersine dönmez. Meselâ, ateş, Cenab-ı Allah’ın kendisine verdiği veya âdeti, icraatı olarak kendisinde sürekli … Devamını oku

11-) Nazar, zevkî bir meselede tasarruf etse onu bozar.

Nazar, zevkî bir meselede tasarruf etse onu bozar. Zevketmek yoluyla ve keşfen ulaşılan sonuçlar, görüş ve düşüncenin terazisinde tartılmazsa katılaşır ve çirkinleşir. [ İşârât.] Bir yazıda, sözde, manzarada ayrı ayrı beş duyuya, zihnî melekelere, kalbe, hislere, vicdana veya aynı anda bunların tamamına hitap eden yanlar olduğu gibi, zevke, zevketmeye, birden keşf veya hissedilmeye hitap eden yanlar … Devamını oku

10-) Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli

Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli. Gerçek yol gösterici âlim, koyun gibi olur, kuş gibi olmaz: koyun, kuzusuna hazmolmuş tertemiz sütünü, kuş ise yavrusuna kusmuğunu verir. [Sözler, “Lemaât”] İLİM VE MALÛMAT ilim, kesinlik ifade eder. O, asla malûmat değildir. Malûmat, ilmin malzemesidir; vücuda girmeyi bekleyen yiyecek/içecek gibidir. Yiyecek/içecek vücuda girdikten sonra ağızda çiğnenir; midede ve barsaklarda sindirilir; böbreklerde ve karaciğerde ayrıca süzülür. … Devamını oku

9-) Biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur.

 Biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur. [İşârât; Mektûbât, “Hakikat Çekirdekleri”: 104] Hakikatleri sahiplenenler, onları bilhassa temsil ve başkalarına anlatma mevkiinde olanlar, halkın değer verdiği gerçekten değerli insanlar olmalıdır. Yoksa halk çoğunluğu, yukarıda yine Bediüzzaman’dan naklen arzedildiği üzere, doğruyu, güzeli kıymetsiz insanlarda gördüğünde onu kabule yanaşmaz. Doğru bir söz, yanlış bir insanın ağzından çıkınca maalesef doğru görülmez ve kıymeti olmaz. … Devamını oku

8 -) Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek

Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek, her zaman sâfî zihinleri yaralar, dalâlete atar. [Sözler, “Lemeât”] İnsanların çoğu ehl-i tahkik değildir; yani gördüğünü, duyduğunu, okuduğunu yukarıda sözü edilen zihnî imbiklerden geçirerek hakikate ulaşmaz. Bir kısmı hayal mertebesinde, bir kısmı tasavvur, daha başka bir kısmı tasdik, iz’an, nihayet iltizam mertebesindedir. En fazla taraftarlık gösterir ve taassupta boğulur. Bu çoğunluk, çok defa güvenilir gördüğü insanlardan … Devamını oku

7-) Dimağda ilmin mertebeleri

Dimağda ilmin mertebeleri vardır ve bu mertebeler birbiriyle iç içe olup, çok defa birbirine karıştırılır. [Sözler, “Lemeât”] Dimağda üretilen her şey, ilim değildir. İlim, dimağ ile birlikte kalbin ürünüdür ve kesinlik taşır. Dimağa gelen ve ilimle karıştırılan malûmat, ilim oluncaya kadar pek çok işlemlerden, mertebelerden ve imbiklerden geçer. Kalbin ışığında yol alan dimağda üretilen ilim insanı imana ve Kur’ân-ı Kerim’de buyrulduğu … Devamını oku