Cehennemlik Hakim ve Savcılar

Büreyde (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Kadı üçtür: Biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, hakkı bilip öyle hükmedendir. Hakkı bilip hükmünde (bile bile) adaletsiz davranan cehennemliktir. Halka câhilâne hükümde bulunan da cehennemliktir.” [Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3573).] Hadis, hakkı bilen ve hakla amel eden kadının cehennemden kurtulabileceğini belirtir. Diğerleri ise kutulamayacaktır. Şu halde burada esas, sadece bilmek değil, onunla amel’dir. Zîra … Devamını oku

Ölümcül Bir Hastalık: Duyarsızlaşma

Ülfet, insanoğluna musallat büyük bir musîbettir. Ve çokları da, bu musibete giriftâr olmaktadır. Bu duruma düşen kimse, etrafında olup biten şeylere karşı gâfil; kâinat kitabındaki güzelliklere karşı kör ve hâdiselerin hak söyleyen dillerine karşı sağırdır. Mü’min için duyarsızlaşma, gerek şahsî gerekse ictimâî hayatı adına hassasiyet göstermesi gereken konularda titizliğini yitirmesi ve etrafındaki olumsuzluklara karşı da bîgâne kalması şeklinde … Devamını oku

Allaha Karşı Harp İlanı

Cenâb-ı Hak, iman ehlini uyarır ve onlara faizden vazgeçmelerini tembih eder. Eğer bu emre uyup da faizden vazgeçmezlerse, bu davranışın Allah’a karşı küstahça bir davranış sayılan O’na harp ilan etmek mânâsına geleceğini ifade buyurur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer inanıyorsanız, faizden alacak olduklarınızdan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Peygamberi’ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş, haksızlığa da uğramamış … Devamını oku

Küfre Denk Bir Günaha Dönüşen Gıybet

Gıybet büyük günahlardan biridir. (Bkz.: Ebû Dâvûd, edeb 35; el-Bezzâr, el-Müsned 4/93;) Öyle ki Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde gıybet hakkında şöyle buyurur: إِيَّاكُمْ وَالْغِيبَةَ فَإِنَّ الْغِيبَةَ أَشَدُّ مِنْ الزِّنَا، فَإِنَّ الرَّجُلَ قَدْ يَزْنِي وَيَتُوبُ فَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِ، وَإِنَّ صَاحِبَ الْغِيبَةِ لَا يُغْفَرُ لَهُ حَتَّى يَغْفِرَ لَهُ صَاحِبُهُ “Gıybetten sakının! Çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi … Devamını oku

Müslümanlıktan Nasibi Olanlar ve Kopuk İnsanlar

✍️Şefkat Peygamberi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Müslümanların dertlerini paylaşmayan onlardan değildir.” (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 1/151, 7/270; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/356) buyuruyor, derinlemesine üzerinde düşünülmesi gereken bir nurlu beyandır. Dolayısıyla dünyada olup biten hâdiseler, vicdanı bütün bütün körelmemiş her bir ferdin gönlünde endişe ve sıkıntı hâsıl edebilir. Fakat inanan bir insan, bu sıkıntıları duyup hissettiğinde, ümitsizliğe düşmemeli, çaresizlik duygusuna kapılmamalıdır. Bilakis Hazreti Müsebbibü’l-Esbâb’a teveccüh etmeli, içini … Devamını oku

Haya ve Edebsizlik

Hayâ: Çekingenlik ve utanma da demek olan hayâ; sofiye ıstılahında, Allah korkusu, Allah mehâfeti ve Allah mehâbetiyle O’nun istemediği şeylerden çekinmek mânâsına gelir. Böyle bir hissin, insan tabiatında bulunan hayâ duygusuna dayanması, o şahsı, edep ve saygı mevzuunda daha temkinli, daha tutarlı kılar. Temelde böyle bir hissi bulunmayan veya yetiştiği çevre itibarıyla onu yitiren şahıslarda ise, … Devamını oku

Emin Müslüman ve Zarar Veren Zarar Görür

“Gerçek Müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir.” (Buhârî, iman 4; Ebû Dâvûd, cihad 2) beyanlarıyla hakiki bir Müslümanı, dilinden ve elinden kimsenin zarar görmediği insan olarak tarif etmektedir. [..] “Mutlak zikir, kemâline masruftur.” kaidesince, burada beyan buyrulan Müslüman; öyle görünen, öyle olduğunu iddia eden kimse değil; Hakk’ı gönülden tasdik edip kabullenen, O’na teslim olan ve bu imanın gereklerini yerine getiren, … Devamını oku

Hiçbir Kimseyi Hakir Görme Hiçbir İyiliği Hafife Alma

“Allah’a iman eden bir kimse hafife alınamaz. Müslüman olmasa bile Hz. Ali’nin yaklaşımıyla bütün insanlar, insan olmaları açısından bizimle eşit olduklarına göre hiç kimseyi hakir göremeyiz. [..] İnsanlığın İftihar Tablosu, hayat-ı seniyyeleri boyunca hiçbir şahsı tahkir etmemiş, hafife almamıştır. Başkaları bizi utandırsalar da biz utandıramayız. Bizi incitseler de incitemeyiz. Zira bizim telakkimizde insanları incitme, kırma bir kaymadır. Başkalarının sizi incitmesi onlar hesabına bir kaymadır. Eğer onlara aynıyla … Devamını oku

Sadık ve Emin Emanetçi

“Mü’min, diğer insanlara emniyet ve güven vaad eden, elinden ve dilinden başkalarının emin olduğu insandır. Emin ve güvenilir olma manasına emanet, bir Peygamber sıfatıdır. Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz o kadar emin idi ki, Mekke halkı, eşlerini ve gelinlik kızlarını birine emanet edecek olsalar akıllarına ilk olarak O gelirdi. Çünkü, Efendimiz’in gözlerinin içine katiyen haram girmemişti, giremezdi; Mekkeliler bunu bilir, O’nun iffet … Devamını oku

Altın ve Gümüşe Tapanlar

Ne acıdır ki, bu çağ, dünyaya tapanların çağı.. bilerek dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenlerin çağı.. camiden Kabe’ye, oradan Mina’ya, Müzdelife’ye ve Arafat’a kadar!.. Bütün kulluğu kirletecek şekilde dünyaya birinci sırada yer vermek, onu birinci tercih yapmak -hafizanallah- bu çağın vebadan, taundan, cüzzamdan, AIDS’ten daha tehlikeli bir hastalığıdır; o virüs kime musallat olursa, onu yere … Devamını oku