Hayata Dair Notlar-29

Kalb ehli yüce kâmetlerin jest ve mimiklerine, tavır ve davranışlarına bakıldığında, onlarda haşyetin akis ve alâmetleri görülür ve hissedilir; bu sayede onların huzurunda ciddi bir insibağ banyosu yaşanır, mânevî bir huzura erilir. [..] Bir gün, Alvar İmamı’nın huzuruna gelen birisi, “Efe Hazretleri! Hacca gitmiştim, Medine-i Münevvere’deki köpekler, bakımsızlıktan mıdır nedendir, uyuz olmuşlar.” der. Bu sözü duyan Hazret, birdenbire … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-28

Feyzi kardeşim, Sen Isparta vilâyetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın. Hapishanede –Allah rahmet eylesin– mühim bir şeyh ve mürşid ve cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zât, dört ay mütemadiyen Risale-i Nur’un elli-altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği hâlde, yalnız birtek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebâkisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nur’un yüksek, kıymettar hizmet-i imaniyesi onlara … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-27

Bediüzzaman, Van’da bulunduğu zamanlarda, Vali Tahir Paşa ile bazı gazetelerden havâdis okurdu. Bilhassa İslâmiyet’i alâkadar eden hususlara dikkat ederdi. Van’daki ikameti esnasında, âlem-i İslâm’ın vaziyetini bir derece öğrenmiş bulunuyordu. Birgün Tahir Paşa bir gazetede şu müthiş haberi ona göstermişti. Haber şu idi: İngiliz Meclis-i Meb’usân’ında Müstemlekât Nâzırı, elinde Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir nutukta: “Bu Kur’ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-26

Bir sözde ve onu değerlendirmede yalnız söyleyene bakılmaz; bir söz, onu söyleyen, onu söylemekteki maksat, muhatap, söylenme sebebi, söylenme zaman, mekân ve şartları; yani, “Kim söylemiş; hangi maksatla söylemiş; kime söylemiş; niçin söylemiş; ne zaman, nerede ve hangi şartlarda söylemiş?” bütün bunlar, önemlidir. [Muhakemât, “İkinci Makale, Onikinci Mesele”; Sözler, “25. Söz, İkinci Şule’nin İkinci Nûru”] Söz, bağlamından koparılarak değil, bütün … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-25

Mücadele-i ilmiyede mağlûp düşenlerden bazı zâhir hocalar, Molla Said’i ahali nazarında küçük düşürmek için var kuvvetleriyle çalışıyorlardı. Her hususatını tecessüs ettirirlerdi. Birgün, nasılsa kazaen sabah namazını geçirmiş. Buna vâkıf olan hasımları: “Molla Said namazı terk etmiştir.” diyerek, ahali arasında işâada bulundular. Molla Said’den soruldu ki: “Niçin herkes bunu böyle söylüyor?” Molla Said: “Evet, esassız bir şey, âlemin içinde çabuk yayılmaz. Hata bendedir. Onun için iki cezaya … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-24

Bir adamın kıymeti himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. Bazılarımızdaki dikkatsizlikten ve ecnebîlerin zararlı seciyelerini almamızdan, kuvvetli ve kudsî İslâmî milliyetimizle beraber, herkes «Nefsî, nefsî» demekle ve milletin menfaatini düşünmemekle, menfaat-i şahsiyesini düşünmekle, bin adam, bir adam hükmüne sukut eder. مَنْ كَانَ هِمَّتُهُ نَفْسُهُ فَلَيْسَ مِنَ اْلاِنْساَنِ لِاَنَّهُ مَدَنِىٌّ بِالطَّبْعِ Yani, kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-23

Hastanın duâsının makbuliyeti, ehemmiyetli bir meseledir. Ben otuz-kırk seneden beri, bendeki kulunç denilen bir hastalıktan şifâ için duâ ederdim. Ben anladım ki, hastalık duâ için verilmiş. Duâ ile duâyı, yani duâ kendi kendini kaldırmadığından anladım ki, duânın neticesi uhrevîdir; kendisi de bir nevi ibâdettir ve hastalık ile aczini anlayıp dergâh-ı ilâhî ye ilticâ eder. Onun için otuz senedir şifâ duâsını ettiğim hâlde, … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-22

Bir toplumda Allah ve Resûlü, Kur’ân ve İslâm bilinmiyor, düşünce hayatında şüpheler, tereddütler cirit atıyorsa, o zaman kalkıp o topluma içtimaî, iktisadî, siyasî doktrin ve prensipler ihtiva eden kitapları tavsiye etmemiz bir işe yaramayacak ve zihin ve ruhlardaki hiçbir problemi çözemeyecektir. Felsefî ve benzeri eserler okuyarak ya da sadece günlük gazete malumatı, aktüel meselelerin yorumları veya eskilerin menkıbeleriyle, kafalarında ilim … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-21

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir. Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir. Nasıl ki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki, zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunâne dönerler. Öyle de, çok zâhirî musibetler var … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-20

Ey firavun meşrebinde olan zâlim, biz o senin bildiğin bu vücûdun zevâlinden korkan zümreden değiliz ki senden korkalım! [meşreb-i musa] @ahmedavnibey *** Adâletin olduğu yerde bolluk ve bereket olur; adâlet yok ise o mülk harâp olur. @ahmedavnibey *** Eğer sen hak’dan râzı isen, hak da senden râzıdır. Hakk’ın rızâsı abdin kazâ-yı ilâhiye rızâsına bağlıdır. @ahmedavnibey ***  ‘lâ havle ve … Devamını oku