Himmet ve Hedef

Japon sazan balıklarının, enteresan özellikleri vardır. Bu balık, yavru iken küçük bir kabın içine konulduğunda sadece sekiz santim büyümektedir. Eğer konulduğu kap biraz daha büyük bir kapsa kabın büyüklüğü nisbetine göre bu balık da on beş, yirmi santime kadar büyüyebilmektedir. Hatta bu balık küçük bir havuza konulduğunda boyu yarım metreye kadar ulaşabiliyor. Daha da enteresanı bu balık, büyük bir göle bırakıldığında boyunun bir metreye … Devamını oku

Büyük Adam Kimdir?

Avukat Bekir Berk “Büyük Adam Kimdir?” Adlı bu metni (D:1920-Ö:1971) henüz genç denebilecek bir yaşta dâr-ı bekâya irtihal eden Zübeyir Gündüzalp’in vefatı sonrasında onu anlatmak için kaleme almıştır.. “Büyük adam kimdir? Kime büyük adam derler?” “Büyük adam, orduları yenmiş, ülkeler fethetmiş adam mıdır?” “Hayır.” “Büyük adam, çok alkışlanan adam mıdır?” “Hayır.” “Büyük adam, çok yüksek makam ve rütbelere çıkmış olan adam … Devamını oku

Zübeyr Gündüzalp Meşhur Mektubu

Bediüzzaman Hazretleri’nin has talebelerinden biri olan merhum Zübeyr Gündüzalp Ağabey, Gaziantepteki diğer bir nur talebesi olan merhum Nazım Gökçek Ağabey’e yazdığı bir mektupta hizmet insanının vasıflarını şöyle anlatıyor: AZİZ MUHTEREM KARDEŞİM! Mademki İslâm’ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, o halde iyi dinle: Vazifen: Dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak. Buna … Devamını oku

Mü’minin Teslimiyet Anlayışı

Kader, mü’mini yürüyeceği yoldan alıkoyan bir husus olmaktan daha çok hakkımızda yapılan ilâhî takdirden ibarettir. Bu çerçevede bize düşen, ona inanmak ve teslim olmaktır. Bu inanç ve teslimiyet içinde, meselâ, Hz. Osman, Hz. Ali ve İskilipli Atıf Hoca, başlarına geleceği bilmelerine rağmen, varacakları hedefe tam bir tevekkülle ve fütursuzca yürümüşlerdir. Hz. Osman, âsîler tarafından muhasara altına alındığında, Asiler kendisine su bile … Devamını oku

Efendiye nasıl kul olunuyormuş gördün mü!

Yoksul, yarıçıplak..sersefil dervişin biri, yolun kenarında oturup etrafı seyrediyormuş. O sırada yoldan, oldukça şaşaalı kıyafetler giyinmiş, gösterişli ziynet eşyaları takınmış bir grup geçmiş. Derviş yanındaki birine merakla sormuş: ”Bunlar kimdir, nerenin efendisi bunlar?” Adam cevap vermiş: ‘Bunlar efendi değil, bunlar Horasan valisinin köleleridir. Vali kendi ihtişamını göstermek için kölelerini de böyle giydiriyor.” Derviş, gökyüzüne bakıp gülümsemiş ve naz makamında demiş ki ”Ey Rabbim, millet kuluna … Devamını oku

Oduncu ile Şeytan

Odunculukla hayatını kazanan Abid bir zat vardı. Allah’a karşı kulluk vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı. Onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan medet beklerlerdi. Oduncu bir gün, “Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim. Hem pazarda satarak ekmek parası kazanırım hem de bir kavmi Allah’a isyandan kurtarmış … Devamını oku

Yüz Yirmi Dört Bin Şahit

Şeyhin birisi, İkindi namazını kıldırdıktan sonra camideki müritlerine dönmüş ve: Hazırlanın, demiş, sultanımız bizi iftara davet etti. Onun ziyafetine gidiyoruz. Çıkmışlar. Avlunun bir köşesinde, üzeri yamalı bir pir-i fani oturuyormuş. Şeyh Osman, demiş adam, benim yemeğimi getir, Öyle git! “Meczubun birisi herhalde” diye düşünmüş herkes…. “Gariban kiminle konuştuğunu bilmiyor” demişler birbirlerine-.. Şeyh Osman da, “Tamam amca, tamam…” diye geçiştirmiş. Düşünmeden, öylesine söylenen … Devamını oku

Şeytanın Oyunu ve İlmin Rehberliği

Dini ilimleri bilmenin ve düşünmenin bir insanı nasıl olgunlaştırdığı ve yücelttiği ve dolayısıyla okumanın ne derece önemli ve gerekli olduğunu Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu) ile ilgili örnek gayet açık bir şekilde anlatmaktadırlar: Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu), bir gün mihrapta oturmuş zikir ve murakabe ile meşgulken, birden kendisine gaipten bir ses gelir. Gelen o ses kendisine şöyle der: “Ey Abdülkâdir! Ben senden bütün sorumlulukları kaldırdım.” Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu … Devamını oku

Dil-Kalb Uyumu ve Allah’ın Mukâbelesi

Dil ve Kalb Uyumu: Hz. Musa düşkünlük içinde dua eden bir adama uğradı ve “Yâ Rabbi! Elimde olsa bu adamın ihtiyacını görürdüm dedi. Allah Teâlâ’dan Musa (a.s)’a vahiy geldi: “Ben o kuluma senden daha çok merhamet ederim. Fakat o Bana dua ediyor ama kalbi, sahibi bulunduğu koyun sürüsündedir. Kalbi Benden başka bir yerde bulunan kulumun duasını kabul etmem». Musa … Devamını oku

Allah de Ötesine Bırak

Bir adam geceleri Allah’ı zikrederdi bütün gecesi zikir içinde geçerdi. Zikir kalbine yerleşmiş gönlüne tat vermişti bir gün şeytan bu adama yaklaştı ve ona dedi ki: şeytan böyle Allah’ı  zikretmen ne zamana  kadar sürecek dedi. Gece gündüz Allah diyorsun peki bir kere olsun Allah sana buyur kulum dedi mi? zikrin karşılığını aldın mı. Madem sana bir karşılık verilmiyorsa sen bu … Devamını oku