68-) İslâmiyet ve İman Nedir

İslâmiyet, İslâm’a, hak ve hakikate taraftar ve teslim olma ve ona uymaktır; iman ise, hakkı aklen ve kalben kabûl ve tasdik etmektir. [Mektûbât, “9. Mektup, Râbian”; Barla Lâhikası] İslâmiyet, yani Müslümanlık manâsında İslâm ile imanın mahiyeti, farklı görüşlere sebep olmuştur. Bazı âlimler “İkisi birdir.” derken, bazıları ise, “Birbirinden farklıdır.” görüşünde bulunmuştur. Her iki görüş de doğru … Devamını oku

67-) Allah’ın rahmet ve gadabından fazla rahmet ve gadap hatadır

Allah’ın rahmet veya gadabından güya fazla rahmet veya gadap taşıma veya gösterme, hatadır. [Sözler, “Lemeât”] Elbette kimse Hz. Allah’tan fazla merhamet sahibi olamaz; bütün insanların toplam merhameti bile, Allah’ın rahmet ve merhametinin yanında denizde damla olmaz; onunla mukayese edilmez. Yine, kimse Allah’tan daha fazla gadap, yani cezalandırma iradesi de taşıyamaz. Cenab-ı Allah’ın Zâtı gibi Sıfatları da sonsuzdur. O, bütün kulları … Devamını oku

66-) Allah, kulunu tecrübe ve imtihan eder; kul, Allah’ı tecrübe ve imtihan edemez

Allah, kulunu tecrübe ve imtihan eder; fakat kul, Allah’ı tecrübe ve imtihana tâbi tutamaz. [Sözler, “Lemeât”] Cenab-ı Allah (c.c.), kuluna emir ve yasaklarda bulunur ve bu emir ve yasakların neticelerini de haber verir: “Şöyle davranırsan karşılığı şudur; sen böyle yaparsan Ben de böyle yaparım.” der. Fakat kul Allah’a, “Ben böyle yaparsam Sen de şöyle yapar mısın? Sen … Devamını oku

65-) Din, bir imtihandır; teklif-i İlahî bir sınamadır

Din, bir imtihandır; teklif-i İlahî bir tecrübe, yani kulları denemedir, sınamadır, ta ki, yüce ruhlar ile âdî ruhlar, beşerin istidat madenindeki kıymetli cevherler ile değersiz madenler birbirinden ayrılsın. [Sözler, “20. Söz, 2. Makam, İki Mühim Suale Cevap”] Allah (c.c.), insan gibi irade sahibi ve sorumlu varlıkları hayat sahasına gönderir. İrade sahibi olmak demek, iki alternatif arasında tercihte … Devamını oku

64-) Tecrübe, İmtihan, Neşvünema, İstidatların inkişafı, nisbî hakikatlerin zuhuru

Tecrübe ve imtihan, neşvünemaya; neşvünema, istidatların inkişafına; istidatların inkişafı, kabiliyetlerin tezahürüne; kabiliyetlerin tezahürü, nisbî hakikatlerin zuhuruna sebeptir. Nisbî hakikatlerin zuhuru ise, Sâni’-i Zülcelâl’in Esmâ-i Hüsnâ’sının tecelli nakışlarını göstermesine ve kâinatı Samedanî mektuplar suretine çevirmesine sebeptir. [Sözler, “29. Söz, 2. Maksat, 4. Esas, 3. Mesele”] İMTİHANIN SIRLARI, HİKMETLERİ Cenab-ı Allah (c.c.), kâinattaki bitmez tükenmez faaliyetten Zâtı’na ve mutlak … Devamını oku

63-) Her ilaç her hastalığa, her çare her derde tatbik edilmez.

Bir derdin dermanı başka derde dert, panzehiri zehir olur. Derman hadden geçerse dert getirir, öldürür. [Sözler, “Lemeât”] Her ilaç her hastalığa, her çare her derde tatbik edilmez. Her hastalığın kendine has ilacı, her meselenin, her derdin kendine ait çözüm yolu vardır. Bu bakımdan, bir hastalığın ilacı veya bir derdin dermanı, başka hastalık veya derde tatbik edildiğinde hastalığı, derdi arttırır veya başka hastalık veya … Devamını oku

62-) Beğendiğin şeyde ifrat etme! 

Beğendiğin şeyde ifrat etme! [Sözler, “Lemeât”] İfratın, yani bir yönde dengeden sapıp aşırı gitmenin en fazla görüldüğü sahalardan biri de, beğenme, takdir etme, sevme veya düşmanlıkta ifrattır. İnsan, bilhassa duygularını çok dengede tutamaz. O bakımdan, duygular iyi kontrol edilmeli, aklın ve iradenin dizgininde olmalıdır. Sadece akıl, insanı kurutur, kupkuru yapar; sadece duygular, insanı çürütür; yanlıştan yanlışa sürükler ve insanın başına olmadık işler … Devamını oku

61-) İfrat gibi tefrit de zararlıdır

İfrat gibi tefrit de zararlıdır, hattâ daha çok zararlıdır. Fakat ifrat, tefrite sebep olduğundan daha kabahatlidir. [Muhakemât, “1. Makale, 3. Mukaddime”] Varlıkta aslolan dengedir; denge, ifrat ve tefritten, yani her türlü aşırılık ve karşı aşırılıktan uzak olma halidir. Denge, adalet, yani terazinin dilinin daima dosdoğru olması halidir. Bu sebepledir ki, sadece alım–satımda değil, düşüncede, davranışta, değerlendirmede, duyularımızı, duygularımızı, aklımızı, nefsî … Devamını oku

60-) İlmin mahiyeti bir okutulma şekli farklıdır

İlmin mahiyeti bir olsa da, okutulma şekli başkadır. [Muhakemât, “1. Makale, 8.Mukaddime”]  Hangi ilim dalı olursa olsun, genelde aynı mahiyette olduğu gibi, bütün dallarıyla ilim de, aslî mahiyeti itibariyle değişmez. İlim, ağza giren lokmanın bütün sindirim organlarından geçtikten sonra vücuda gıda ve kan olması, annede yavrusuna verilecek süt olması gibi, her bakımdan kesinliğe ulaşmış bilgi(ler)imiz veya bilgilerimizin toplamıdır. … Devamını oku

59-) İki kişinin söyledikleri aynı söz, birisinin cehaletine diğerinin ilmine delâlet eder. 

Bazen olur ki, iki kişinin söyledikleri aynı söz, birisinin cehalet ve sathîliğine, diğerinin ilmine ve maharetine delâlet eder. [İşârâtü’l-İ’caz, “Nübüvvet Hakkında, 6. Mesele, 2. Nükte”] İki kişiden çıkan aynı söz, farklı tesir yapar ve farklı intibalara sebep olur. Sözün söylenme sebebi, söylenme şekli, söylendiği yer, zaman ve şartlar, söyleyen kişi ve muhatap, sözün güzelliğine, tesirine ve yol … Devamını oku