78-) Selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve imandadır.

İman, manevî bir tûbâ-i Cennet çekirdeği taşıyor. Küfür ise, mane-vî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor. Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve imandadır. Fakat nefsin deve kuşu tavrı ve bilhassa modern hayatın uyutuculuğu, kâfirlerin de hayattan belli bir lezzet alabilmesine sebeptir. [Sözler, “2. Söz”; Lem’alar, “13. Lem’a, 8. İşaret”] SELÂMET VE EMNİYET, YALNIZ İMANDA VE İSLÂMİYET’TEDİR … Devamını oku

77-) İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. 

İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. [Sözler, “23. Söz, 1. Mebhas, 3. Nokta”] İman, Cenab-ı Allah’ın hem varlığına hem de mutlak Birliği’ne inanmayı gerektirir. Allah’ın Birliği ve buna iman etmek, yani tevhid, tafsilî veya tahkikî iman çerçevesinde, Allah’tan başka yaratıcı, rabb (besleyen, büyüten, rızıklandıran, hayatta tutan, terbiye eden ve terbiye düsturlarının kaynağı), melik (her şeyin … Devamını oku

76-) İman, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hâsıl olan bir nurdur.

İman, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hâsıl olan ve “Cenâb-ı Hakk’ın, istediği kulunun kalbine, o kulun iradesini inanma istikametinde kullanması neticesinde bıraktığı” bir nurdur. İmanın, güneşin bir su kabarcığındaki timsalinden kendine kadarki yansıma mertebeleri kadar mertebeleri vardır. [İşârâtü’l-İ’caz, “Bakara Sûresi, 3. âyetin tefsiri.”] İman, dimağ veya akılda kabûl, … Devamını oku

75-) İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi

İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir. [Mektûbât, “12. Mektup”.] Hz. Bediüzzaman’a ait genel kaide çapındaki çok önemli tesbitlerden biri de budur. İmanî meseleler, müsbet meselelerdir; onlarda yalnız aklın, muhakemenin değil, tasdikin, iltizamın, itikadın, kalbin, vicdanın, sır, hafî ve ahfâ gibi daha iç ve derin melekelerin de yeri ve onlardan hissesi vardır. Bazılarını özellikle bazı akıllar tam anlayamayabilir, fakat vicdan … Devamını oku

74-) İman hakikatlerinin inkişafı ve Tarikatın Zevkleri

İman hakikatlerinden bir tek meselenin inkişaf ve vuzuhu, yani açıklığa kavuşması ve iyice idrak edilmesi, binler manevî zevklere ve keramete tercih edilir. Hem bütün tarikatların gayesi ve neticesi, iman hakikatlerinin inkişaf ve vuzuhudur. [Mektûbât, “5. Mektup; 28. Mektup, 3. Mesele Olan 3. Risale”] İMAN HAKİKATLERİNİN İNKİŞAFI VE TARİKATIN ZEVKLERİ Tasavvuf ve tarikatlardan asıl gaye, imanda terakkî, … Devamını oku

73-) Gaybe İman, Asfiyânın İlmi, Evliyânın Keşfi

Vahiyle bildirildiği tarzda gaybe imanın derecesi, evliyânın keşif veya müşahede ile ulaştığı iman ve ma’rifetin derecesinden daha üstündür. Yalnız müşahedelerine dayanan evliyânın keşifleri, peygamberliğe vâris olan asfiyâ ve tahkik ehli âlimlerin vahye dayalı iman hakikatlerine dair hükümlerine yetişemez. [Mektûbât, “18. Mektup, 1. Mesele-i Mühimme”] GAYBE İMAN, ASFİYÂNIN İLMİ, EVLİYÂNIN KEŞFİ Bilhassa varlığı, Şüûn’u, Sıfatlar’ı ve İsimleri’yle … Devamını oku

72-) İslâmî meselelerin tabakaları vardır.

”İslâmî meselelerin tabakaları vardır. Bunlardan biri açık delil istese, diğeri zann-ı galip (kabul yönünde ağır basan bir zan)la yetinir. Bir diğeri için reddetmemek kâfidir. O bakımdan, imanın ve İslâm’ın esaslarıyla ilgili olmayan meseleler, din imtihan da olduğu için, akla kapı açıp, iradeyi elden almayacak şekilde takdim edilir. “ [Sözler, “24. Söz, 3. Dal, 2. Asıl”] Din’de … Devamını oku

71-) İmanın yeri, kalb ve vicdandır; dimağ-zihin ise, nûrunun yansıdığı yerdir.

İmanın yeri, kalb ve vicdandır; dimağ veya zihin ise, iman nûrunun yansıdığı yerdir. [Sözler, “Lemeât”] İMAN, AKLIN KABÛLÜYLE BİRLİKTE KALBİN DE TASDİĞİDİR İman, özellikle tahkik merhalesinde, yani tahkikî olma, delile dayanma sürecinde dimağdaki mertebelerden veya imbiklerden geçse ve elbette aklın iknasına da dayansa bile, onun asıl yeri, üssü, merkezi kalbdir ve vicdandır. O dimağda kaldığı ve kalbe … Devamını oku

70-) Mü’min için kâinat bütün varlıklarla kardeşlik beşiğidir

İman, bütün eşya arasında hakikî bir kardeşliği, irtibatı, birlik ve ittifak bağlarını tesis eder. Mü’min, iman ve tevhid sebebiyledir ki, kâinata bir kardeşlik beşiği olarak bakar ve bütün varlıkları, bilhassa insanları, özellikle Müslümanları kardeş olarak görür. Küfür ise, buz tutturan soğukluk gibi, bütün eşyayı birbirinden ayrı gösterir; bütün eşyayı birbirine yabancı, hattâ birbirine düşman yapar … Devamını oku

69-) İman, bir intisaptır, insanı Allah’a bağlar. Küfür bu bağı keser

İman, bir intisaptır, bir bağdır ve insanı Allah’a bağlar. İnsan, iman ile kendinde tezahür eden İlâhî sanat ve İlâhî İsimler’in nakışları itibariyle bir kıymet alır. Küfür ise bu bağı keser atar, dolayısıyla insandaki İlâhî sanat ve nakışları gizler ve insanın kıymeti, sadece maddesinden ibaret olur. [Sözler, “23. Söz. 1. Mebhas, 1. Nokta”] İNSAN, ALLAH’IN EN KIYMETLİ … Devamını oku