39-] Meryem Sûresi [50-98] Tâhâ Sûresi [1-84]

A-)19.Meryem Sûresi [50/98.Ayetleri] B-)20. Tâ-Hâ Sûresi [1/84.Ayetleri] –A– وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا۟ (٥٠) 50. Onlara rahmetimizden daha pek çok ihsanlarda bulunduk ve dillerde onlar için hayırlı, güzel ve yüce bir nam bıraktık. (*) ~Açıklama~ (*) Kur’ân, bu sûrede Hz. İbrahim’i (a.s.) bilhassa Habeşistan hicreti münasebetiyle Müslümanları teselli etmek, kalblerini daha önemli … Devamını oku

38-] Kehf Sûresi [61-110] Meryem Sûresi [1-49]

A-18. Kehf Sûresi [62/110.Ayetleri] B-19.Meryem Sûresi [1/49.Ayetleri] –A– فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتٰيهُ اٰتِنَا غَدَٓاءَنَاۘ لَقَدْ لَقِينَا مِنْ سَفَرِنَا هٰذَا نَصَبًا (٦٢) 62. Kararlaştırdıkları yeri farkına varmadan geçip bir müddet gittikten sonra Musa arkadaşına, “Şu kahvaltımızı getir artık,” dedi, “gerçekten bu seyahatimizde epey yorgun düştük.” قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنِّي نَسِيتُ الْحُوتَۘ وَمَٓا اَنْسَانِيهُ اِلَّا … Devamını oku

37-] Kehf Sûresi [1-61]

18. Kehf Sûresi: Mekke’de, müşriklerin İslâm’ın tebliğine olan tepkilerini tırmandırdıkları bir zamanda inmiştir. Mekkeli müşrikler, İslâm’ın tebliğini durdurmak için çeşitli yollar araştırıyor ve bu arada Kitap Ehli’yle, özellikle Medine’deki ve diğer çevre yerlerdeki Yahudilerle temasa geçip, onların öğrettikleri soruları Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm’a soruyorlardı. Bu sûre, bir zaman imanlarını açıkça ilan ve şirki reddettiklerinden dolayı … Devamını oku

36-] İsrâ Sûresi [65-111]

اِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَكِيلًا (٦٥) 65. “Fakat Benim (has ve samimî) kullarım üzerinde senin asla bir hakimiyetin olamayacaktır.” Onların koruyucusu ve işlerine vekil olarak Rabbin yeter. رَبُّكُمُ الَّذِي يُزْجِي لَكُمُ الْفُلْكَ فِي الْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا (٦٦) 66. O Rabbiniz ki, O’nun lütfundan nasibinizi arayasınız diye sizin için … Devamını oku

35-] İsrâ Sûresi [9-64]

اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبِيرًاۙ (٩) 9. Gerçekten bu Kur’ân, (her meselede) en doğru yola, en sağlam ve isabetli tutuma yöneltir ve yerinde, doğru, sağlam ve ıslaha yönelik işlerde bulunan mü’minlere onlar için çok büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler; وَاَنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا … Devamını oku

34-] Nahl Sûresi [56-128] İsrâ Sûresi [1-8]

16.Nahl Sûresi [56-128] وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْۜ تَاللّٰهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَفْتَرُونَ(٥٦) 56. Bir de, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gerçek yüzleri ve mahiyetleri itibariyle kendilerinin de bilmediği şeylere pay ayırıyorlar. (*) Allah hakkı için, yapageldiğiniz bütün bu iftiraların hesabı mutlaka sorulacaktır. ~Açıklama~ (*) Bu âyetin pek çok manâsı vardır. Meselâ: Putlar, şahıslar, müesseseler, … Devamını oku

33-] Hicr Sûresi [42-99] Nahl Sûresi [1-55]

15.Hıcr Sûresi [42-99] اِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ (٤٢) 42. “Benim (ihlâsa erdirilmiş ve Bana tam teslim olmuş) o kullarım ki, senin onlar üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur; senin nüfuzun ancak senin peşine takılan azgınlar üzerindedir.” (*) ~Açıklama~ (*) Kur’ân-ı Kerim, insanın varoluş (ontolojik) karakter ve mahiyetini anlama açısından son … Devamını oku

32-] İbrahim Sûresi [1-52] Hicr Suresi [1-41]

14. İbrahim Sûresi [1/52.Ayetleri] 14. İbrahim Sûresi : Bu sûre, Mekke döneminin sonlarında inmiş olup, 52 âyettir. İsmini, 35–41’nci âyetlerde anıldığı üzere, Mekke ve gelecekteki halkı için dua eden Hz. İbrahim’den (a.s.) almıştır. 5’inci âyette, Hz. Musa’nın (a.s.) misyonunun, kendi halkını karanlıklardan ışığa çıkarma olarak anarken, daha ilk âyetinde Kur’ân’ın Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a bütün … Devamını oku

31-] Ra’d Suresi [1-43]

13. Ra’d Sûresi :Mekke’de inen Ra’d Sûresi, 43 âyettir. 13’üncü sûre olarak ismini 13’üncü âyette geçen râ’d (gök gürültüsü) kelimesinden alır. Diğer Mekkî sûreler gibi, iman esasları etrafında döner ve bu esasların bilhassa “tabiat”ta ve insandaki delilleri üzerinde durur. Rahmân, Rahîm Allah’ın Adı’yla. الٓمٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِۜ وَالَّذِ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ … Devamını oku

30-] Yusuf Sûresi [53-111]

وَمَٓا اُبَرِّئُ نَفْسِيۚ اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ اِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّيۜ اِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَحِيمٌ (٥٣) 53. Ve (ekledi:) “Bununla birlikte, hiç bir zaman nefsimi de temize çıkarmam. Çünkü nefis, daima ve ısrarla kötülüğü emreder; meğer ki Rabbim, hususî olarak merhamet edip koruya. Şurası bir gerçek ki Rabbim, günahları pek çok bağışlayandır; (bilhassa inanmış kullarına karşı) … Devamını oku