Ubuntu ve Yaşatma İdeali

Afrika’da çalışan antropolog bir kabilenin çocuklarına oyun oynamayı önerir. Çocukları meydana toplar. İleride görünen ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır. Çocuklara “Haydi, şimdi başlayın! Birinci olan meyveleri alacak!” der. O an bütün çocuklar el ele tutuşur, koşarlar ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar. Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı verirler; “Biz … Devamını oku

Fare Kapanı ve Bencillerin Sonu

Rivayet ederlir ki.. bir çiftçinin ambarını kendisine yurt edinen fare ve ailesi bir gün, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördüler. Sevinç ve merakla paketin içinden çıkacak kendilerinin de nasiplenmeyi düşündükleri yiyeceği beklemeye başladılar. Kendi kendilerine “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşünerek beklerlerken gördükleri karşısında adete yıkıldılar. O da ne çiftçi ailesi özenle açtıkları paketten bir … Devamını oku

Kim Daha Kötü

Üç Arkadaş oturmuş aralarında hangisinin en kötü olduğunu tartışıyorlarmış. BİRİ demiş ki en kötü benim, DİĞERİ demiş ki hayır en kötü benim, ÖTEKİ demiş hayır hayır en kötü benim. –..DERKEN oradan bir çocuk geçiyormuş BİRİSİ çocuğa çelme takip düşürmüş ve demiş ki bakın ben kötüyüm.. –..DİĞERİ de çocuğu alıp yere vurmuş ve ağzının yüzünün kanamasına sebep olmuş ve demiş ki hayır ben daha … Devamını oku

Mezar Taşına İt Değil Yiğit Yazsınlar

RİVAYET EDİLİR Kİ.. Köpek bir gün aslanın huzuruna çıkarak “Ey dağlar kralı ne olur ismimi değiştir. İsmim beni rencide ediyor.” diye yakınır. -Aslan; “sana bu isimden başkası gitmez, ancak ona layıksın.” deyince Köpek, kararlı bir şekilde “ ne olur, beni dene” diye ısrar etmeye devam eder. –Aslan köpeğe tamam diyerek bir parça et verir ve “al bunu koru, sende emanet olarak kalsın” … Devamını oku

Onların Günahı

Serriyyü’s-Sekatî Hazretlerine: – Ya şeyh, sizin hiç hatanız olmadı mı? diye sordular. – Kardeşlerim, dedi, bir hata işledim ki ateşi otuz yıldır yüreğimi yakmaktadır. Hatırladığımda kalbim duracak gibi oluyor. Müslümanlar çok merak ettiler: – O hata ne idi? – Otuz yıl önce Bağdat’ta büyük bir yangın çıktı. Benim dükkânımın da bulunduğu büyük bir çarşı yandı. O sırada ben … Devamını oku

Günahı Hissetmek

–İmam Ebu Hanife (rahimehullah) bir meselenin içinden çıkamadığı zaman arkadaşlarına: “Bu durum, yaptığım bir günah sebebiyledir,” dermiş ve bundan istiğfar edermiş. Bazen de kalkar namaz kılarmış, böylece bu mesele ona kolaylaşırmış. Bu durum Fudayl b. Iyad (k.s) anlatılınca, hıçkıra hıçkıra ağlamış ve demiş ki:  “O, günahı az olduğu için bunu hissediyordu, günahı çok olanlar bunu asla anlamazlar.” (Molla Aliyyul Kari, Tabakatu’l-Hanefiyye, II, … Devamını oku

Rehbere İteat Eden Kazanır

Zülkarneyn (aleyhisselâm) ordusuyla gece yolda giderken ordusuna, Ayağınıza takılan şeyleri toplayın, diye emir verir. Ordu bu emri duyunca; içlerinden bir grup, Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız? Hiçbir şey toplamayalım, diyerek hiçbir şey toplamazlar. İkinci grup ise; Madem komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordunun komutanına itaat etmek gerekir, diyerek az bir şey toplarlar. … Devamını oku

Arılar ve Sinekler

Arıları ve sinekleri ağzı açık bir şişeye koymuşlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, Açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştirmişler. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru ilerlemiş . Ama şişenin tabanı kapalı olduğundan dışarı çıkmayı başaramamışlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doğru doluşmuşlar ve dışarı çıkıp karanlıkta kaybolmuşlar. Karanlık tarafta bulunan şişenin açık ağzına doğru tek bir arı bile gitmemiş…!!! Camın … Devamını oku

Sen sen ol bir daha sohbetten uzaklaşma!

“Zamanın birinde sohbete uzun süredir gelmeyen dervişi ziyarete giden bir mürşidin hikayesi… Bir kış günü talebenin kapısını çalar hocası. Talebe bakar ki hocası ayağına kadar gelmiştir. Utanır, mahcup bir edayla içeri davet eder hocasını.. Hocası selam verir, yanmakta olan ocağın başına oturur, alır eline maşayı karıştırır ateşi. Sükût sohbeti bir müddet sürer. Dervis daha sonra mutfağa gider ikram için bir tas dolusu hoşaf getirir, hocasına … Devamını oku

Elin ağzı torba değil ki, büzesin!

Bir gün Nasreddin Hoca, oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi arkasından ağır ağır yürüyerek köye gidiyorlarmış. Yolda bunları görenler : Dünya tersine döndü galiba ! Baksana hâle ihtiyar adam yerde yürüyor da parmak kadar çocuk eşeğin üzerinde. Ne ayıp şey değil mi ? Diye söylenmeye başlamışlar. Bu sözleri duyan Nasreddin Hoca , merkepten oğlunu indirip kendisi binmiş. Biraz gidince bir kaç kisiye … Devamını oku