136-) Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder.

Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder. [Sözler, “33. Söz, 30. Pencere”; Lem’alar, “23. Lem’a, 1. Yol 2. Mesele, 3. Kelime, 3. Muhal, 2. Misal”] REDD-İ MÜDAHALE KANUNU Kâinatta ve onu meydana getiren bütün eşyada tek merkeze bağlı bir birlik ve bütünlük vardır. Meselâ, her bir varlığın … Devamını oku

135-) Kâinatta en mühim hakikatler ve en kıymettar mahiyetler olan nur, vücut, hayat ve rahmet, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Kudret-i İlâhiyye ve hususî Meşiet-i İlâhiyye ile yaratılır.

“Kâinatta en mühim hakikatler ve en kıymettar mahiyetler olan nur, vücut, hayat ve rahmet, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Kudret-i İlâhiyye ve hususî Meşiet-i İlâhiyye ile yaratılır. (Lem’alar, “16. Lem’a, Hatime”) NUR, VÜCUT, HAYAT VE RAHMET Dünyanın Hikmet dünyası olması, insanın bu dünyada âhiretini hazırlamak üzere imtihan için bulunması, imtihanın akla kapı açıp iradeyi elden almaması ve Cenab-ı … Devamını oku

134-) İzzet ve Azamet ister ki, esbap perdedâr-ı dest-i Kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki, esbap elini çeksin tesir-i hakikîden.

“İzzet ve Azamet ister ki, esbap perdedâr-ı dest-i Kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki, esbap elini çeksin tesir-i hakikîden.“ (Sözler, “22. Söz, 2. Makam, 2. Lem’a; Lemeât”; Lem’alar, “30. Lem’a, 5. Nükte, 2. Remiz”; Mesnevî-i Nûriye, “Lem’alar”) SEBEP–NETİCE VE SEBEPLERİN YARATILMASINDAKİ HİKMETLER Kâinatta, eşyanın hayatında en büyük bir sebebin en küçük ve en … Devamını oku

133-) Bir şeyin varlığı, bütün parçalarının varlığına bağlı olup, yok olması ise, bu şart, sebep ve parçalarından bir tekinin yokluğu ile mümkündür.

Bir şeyin varlığı, onun için gerekli bütün şartların, sebeplerin ve ayrıca bütün parçalarının varlığına bağlı olup, yok olması ise, bu şart, sebep ve parçalarından bir tekinin yokluğu ile mümkündür. (Lem’alar, “13. Lem’a, 4. İşaret”; Muhakemât, “1. Makale, 4. Mukaddime”) Bu, Hz. Bediüzzaman’ın tesbit edip dikkat çektiği ve pek çok meselede önümüze çıkan küllî düstur ve gerçeklerdendir. Bir cümlenin … Devamını oku

132-) Fıtratın şehadeti

Fıtratın şehadeti, sâdıkadır. (Sözler, “Lemeât) İnsanlar ve cinler gibi irade sahibi ve dolayısıyla sorumlu varlıkların tesir ve sorumluluk sahaları dışında kalan bütün kâinatta cebir vardır; yani bu bütün kâinat, Cenab-ı Allah’ın hükümlerine, kanunlarına kayıtsız şartsız itaat halindedir. Bundandır ki, insanların ve cinlerin müdahale sahası dışında kalan bütün kâinatta her eser mükemmeldir; mükemmel işler, vazifesini mükemmel görür. Bir ağacın onca yaprağı arasında renk açısından … Devamını oku

131-) Vicdan, cezbesi ile Allah’ı tanır.

Vicdan, cezbesi ile Allah’ı tanır. [Sözler, “Lemeât”] Kur’ân-ı Kerim’de insan vicdanına ve bu vicdanın perdesiz Allah’a yönelip, O’nu gösterdiğine dair çok atıflar vardır. Ayet-i kerime (Yunus Sûresi/10: 22–23), buna bir misaldir. İşte, insanı çaresiz kaldığı anda Allah’a yönelten, Allah’a doğru çeken, vicdanıdır. Çünkü vicdan, eğer tamamen tefessüh etmemiş ve bir yılan–çiyan–akrep yuvası haline gelmemişse, kendisiyle başbaşa kaldığı anlarda Allah’ı gösterecek ve … Devamını oku

130-) İnsanda Sırr-ı Ehadiyet inkişaf ettiği anda kendi aczini ve Cenab-ı Allah’ın varlığını, Birliği’ni ve Kudreti’ni çok daha iyi idrak eder.

İnsan, ancak nûr-u Tevhid içinde sırr-ı Ehadiyet inkişaf ettiği anda kendi aczini ve Cenab-ı Allah’ın varlığını, Birliği’ni ve Kudreti’ni çok daha iyi idrak eder. [Lem’alar, “1. Lem’a”] NÛR-U TEVHİD İÇİNDE SIRR-I EHADİYETİN İNKİŞAFI İnsan, Cenab-ı Allah’a varlığı ve birliği ile inansa bile, Hikmet yurdu olan bu dünyada Cenab-ı Allah’ın Vâhidiyeti ve Rahmâniyeti’nin tecellisi olarak sebepler sözkonusu olduğu … Devamını oku

129-) Kâinattaki bütün sebepler, kanunlar, insanlar, istediklerini yapma hürriyetine sahip birer fail olarak bir araya gelebilecek olsalar, bir ağaç yaratamazlar, yapamazlar.

Sadece bir ağacın, hattâ bir çiçeğin bile yaratılmasında o derece harika bir intizam, bir sanat, bir hikmet vardır ki, kâinattaki bütün sebepler, bütün kanunlar, bütün insanlar, istediklerini yapma hürriyetine sahip birer fail olarak bir araya gelebilecek olsalar, yine de onu taklit edip, bir ağaç yaratamazlar, yapamazlar. [Sözler, “17. Söz, 2. Makam, Farsça Münacat”] İnsan, Cenab-ı Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetleri ve … Devamını oku

128-) Sanat Açısından Bir Meyve İle Yeryüzü

Bir meyve, ağacın küçültülmüş misali veya modelidir. Meyvedeki çekirdek, ağacın amel defteri olup, ağacın tarih-i hayatı çekirdekte kayıtlıdır. Bu itibarla, bir meyve, ağacın tamamıyla, belki o ağacın türüyle, hattâ bütün yerküreyle ilgilidir. Şu halde, bir meyvenin sanatındaki azamet ve ihtişam, yerküre büyüklüğündedir. Meyveyi sanatındaki ihtişam ve azametle yapan, elbette yerküreyi de yapmaktan âciz değildir. [Mesnevî-i Nûriye, “Lâsiyyemalar”; Sözler, “26. Söz, 3. Mebhas, Mukaddime”] SANAT … Devamını oku

127-) Bütün varlıklar, Cenab-ı Allah’ı tesbih eder..

Varlıkların en küçükleri gibi en büyük ve küllîlerinin de kendilerine göre tesbihatı vardır; yani bütün varlıklar, Cenab-ı Allah’ı tesbih eder. (Sözler, “14. Söz, 3. Mesele”) ALLAH’I HAMD İLE TESBİHİN MANÂSI Tesbih, tenzihtir; yani, Cenab-ı Allah’ın O’na ait olmayan ve O’na ait olması asla mümkün bulunmayan her türlü sıfattan mutlak münezzeh olduğunu ilan etmektir. Cenab-ı Allah (c.c.), hiçbir şekilde … Devamını oku