184) Her şey, nefsinde manâ-yı ismiyle ve manâ-yı harfiyle ve Sâni’-i Zülcelâl’in İsimleri’ne ayna olması cihetiyle 

Her şey, nefsinde manâ-yı ismiyle fânidir, yoktur, sonradan olmadır. Fakat manâ-yı harfiyle ve Sâni’-i Zülcelâl’in İsimleri’ne ayna olması cihetiyle ve sorumluluğu itibariyle şahiddir, meşhuddur, vâciddir, mevcuddur. (Sözler, “26. Söz, Zeyl”) Cenab-ı Allah (c.c.), Vâcibü’l-Vücud’dur, yani O’nun varlığı, zarurî-dir. Madem bir realite olarak varlık vardır; ancak varlığı mutlak, bütün varolma hususiyetlerine sahip bulunanın varlığı elbette zarurî olacaktır. … Devamını oku

183-) Hiçbir kanun ve küllî kaide yoktur ki..

Hiçbir kanun yoktur ki, istisnaları ve o kanun haricine çıkmış fertleri bulunmasın. Ve hiçbir küllî kaide yoktur ki, harika fertler ile kısmî olarak sınırlandırılmasın. (Lem’alar, “9. Lem’a, 4. Sual”) Kâinatın tamamındaki düzen ve intizam, onu Yaratan ve Yaşatan’ın birliğini gösterir. Düzen ve intizamdan veya kâinattaki değişmeyen işleyişten çıkan çok sayıda sonuçlar vardır ki, bilim, bunlara ‘kanun’ demektedir. Ama modern … Devamını oku

182-) Kâinatı idare eden Zât, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza etmektedir.

Kâinatı idare eden Zât, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza etmektedir. Nizam ve mizan ise, ilim, hikmet, irade ile kudretin tezahürüdür. (Sözler, “10. Söz, 7. Hakikat”) NİZAM, İNTİZAM VE DENGENİN HER BİRİ HARİKA MİSALLERİ Apaçık bir gerçek olarak, kâinatın tamamında ve varlıkların her birisinde tam bir düzen, sistem ve denge sözkonusudur. Bu denge o kadar muhteşem, aynı … Devamını oku

181-) Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir.

Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir. Her bir ilim, (bu türle ilgili) genel kaidelerden ibarettir. Kaidelerin genelliği, o türde olan düzen ve sistemin güzelliğini ortaya koyar. Demek ki bütün (tabiî) ilimler, (yaratılış ve kâinattaki) düzen ve sistemin güzelliğine doğru birer şahittir. (Muhakemât, “Birinci Makale, 9. Mukaddime”) BİLİMLERE VÜCUT VEREN KÂİNATTAKİ MUHTEŞEM … Devamını oku

180-) Nasıl bulunduğu yerde kamu malından kırk parayı çalan bir adam, bütün hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabûl ile bunu hazmedebilir..

Nasıl bulunduğu yerde kamu malından kırk parayı çalan bir adam, bütün hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabûl ile bunu hazmedebilir; öyle de “Kendime mâlikim” diyen adam, “Her şey kendine mâliktir.” demeye ve itikad etmeye mecburdur. Bunun gibi, tabiatın perdesi ile Allah’ın nûrunu görmeyen insan, her şeye ulûhiyet verip, kendi başına musallat eder. (Sözler, “30. Söz, 1. … Devamını oku

179-) Kâinatta ve/veya insan vücudunda her ve her bir şey tek bir kaynağa verilmezse..

Kâinatta ve/veya insan vücudunda her ve her bir şey tek bir kaynağa verilmezse, bu takdirde her bir şey, bütün eşya kadar müşkül ve ağır olur. Eğer her şey tek bir kaynağa atfedilirse, o zaman bütün eşya, bir şey kadar kolay olur. (Sözler, “22. Söz, 9. Burhan; 33. Söz, 11. Pencere”; Şualar, “2. Şua, 2. Makam, 2. … Devamını oku

178-) Her şeyi kuşatan bir İlm’in ve mutlak bir İrade’nin ve Kader’in olduğu yerde tesadüf olmaz.

Her şeyi kuşatan bir İlm’in ve mutlak, sonsuz bir Varlığın olduğu yerde adem-i mutlak, mutlak bir İrade’nin ve Kader’in olduğu yerde tesadüf olmaz. (Mektûbât, “15. Mektup, 2. Makam, 6. Sualin Cevabı”) Nasıl bir kelimenin aslı veya asıl varlığı onu söyleyenin zihnindeki manâdır, bunun gibi, varlığın aslı ve asıl varlığı da, onu Yaratan’ın İlmi’ndeki manâsı ve ilmî varlığıdır. Şu … Devamını oku

177-) Küçücük canlılardaki keskin duyular ve kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir.

Bakteri ve virüslere varıncaya kadar küçücük canlılardaki çok keskin duyular ve bazı kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir. (Sözler, “29. Söz, 1. Maksat, 1. Esas”) Gözle görülmeyen ve ancak mikroskopla görülebilen bakteriler ve virüsler gibi canlıların bile o kadar keskin duyuları vardır ki, arkadaşının sesini işitir, birbirleriyle haberleşirler, ihtiyacı olan rızkını görür veya hisseder ve … Devamını oku

176-) Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir.

Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir. Madde, kendisine hizmet edilen değil, hizmet edendir. Madde, hakim değil, mahkûmdur. Madde, asıl ve öz değil, yarılıp yırtılmaya hazır bir kabuktur. (Sözler, “29. Söz, 1. Maksat, 1. Esas”.) Materyalistlerin, insanın madde üzerindeki tasarrufunu göre maddeye varlıkta asliyet, hakimiyet ve yaratıcılık vermeleri, doğrusu insanoğlunun en utandırıcı hurafelerinden biridir. Açıkça … Devamını oku

175-) Madde ve Hayat Münasebeti

Tesir, faaliyet ve tasarruf lâtif, nûranî ve mücerret şeylerin, etkilenme ve tasarrufa açık bulunma ise maddî, kesif ve cismanî şeylerin hususiyetidir. (Mesnevî-i Nûriye, “Habbe, Zeylü’z-Zeyl”) Semâlardan yeryüzüne, orada cemadâttan bitkilere, hayvanlara ve insana kadar bütün varlığın yönü hayata doğrudur. Ve varlık hayata doğru yol aldıkça daha çok şeffaflaşır. Hayat bütünüyle şeffaf ve manevî olduğu içindir ki, hakikati maddede arayan ve … Devamını oku