108-) Şiar ve Alâmetlerin Küfürle ilgisi

Küfür kalbe ait bir sıfat olmakla birlikte, alâmet ve/veya şiar vasfı kazanmış bazı uygulamalar küfürle hükmetmeye sebep olabilir. (İşârâtü’l-İ’câz, “Bakara Sûresi, 6. âyetin tefsirinde”) ŞİAR VE ALÂMETLERİN KÜFÜRLE İLGİSİ Küfür, temelde kalbin amelidir ve dolayısıyla kalbe ait bir sıfattır. Fakat İslâm Fıkıh tarihinde zünnar (Hıristiyanlara ait kuşak) bağlamak ve bilhassa fötr cinsinden şapka giymek gibi bazı uygulamalar küfür … Devamını oku

107-) Küfür, nihilizm, küfr-ü mutlak, agnostisizm ve izafî küfür gibi kısımlara ayrılır.

Küfür, bir başka açıdan nihilizm, küfr-ü mutlak, agnostisizm ve izafî küfür gibi kısımlara ayrılır. [Şualar, “7. Şua, Mukaddime”] Küfür, bir açıdan, üzerinde durulduğu gibi, cehalete dayanan küfür, bilerek inkâr ve sadece itikatsızlık veya sadece tasdiksizlik gibi kısımlara ayrılırken, bir başka açıdan, modern ifadeleriyle, nihilizm ve agnostisizm, ayrıca küfr-ü mutlak ve küfr-ü izafî gibi kısımlara da ayrılır. Nihilizm, İslâm’ı inkâr demek değildir. Tamamen … Devamını oku

106-) Küfrün Çeşitleri: Bir kısmı cehalete dayanır; diğer kısmı, bilerek inkârdır

Küfür, bir açıdan iki kısımdır: Bir kısmı cehalete dayanır; diğer kısmı, bilerek inkârdır. Bunun da şubeleri vardır. Birincisi, iman hakikatlerini bilir fakat kabûl etmez. İkincisi, kabûl eder, fakat iman ve itikadı yoktur. Üçüncüsü, tasdik de eder, fakat tarafını tutmaz ve cephe alır. [İşârâtü’l-İ’câz, “Bakara Sûresi, 6. âyetin tefsirinde”; Şualar, “7. Şua, Mukaddime”] KÜFRÜN ÇEŞİTLERİ Küfrün çeşitleri veya … Devamını oku

105-) Varlıkların hiçbir cihette Cenab-ı Hakk’a karşı hak dava etme ve şikâyette bulunma hakları yoktur

“Varlıkların hiçbir cihette Cenab-ı Hakk’a karşı hak dava etme ve şikâyette bulunma hakları yoktur; onlara düşen, şükür ile hamddir ve kendilerine verilen vücut mertebesinin hakkını eda etmektir.” (Mektûbât, “24. Mektup, 1. Makam, 1. Remiz”; Lem’alar, “25. Lem’a, 18. Deva”) Varlıklar, mertebe mertebedir. Ulvî veya metafizik âlemlerden (Bu âlemler için bkn. Kalbin Zümrüt Tepeleri, c. 3, 4, Nil Yayınları.) ruhânîlere … Devamını oku

104-) Kimse Ameliyle Cennete Giremez

“Cehennem’e girmek, amelin cezası ve tam adalettir; Cennet’e girmek ise, bütünüyle Cenab-ı Allah’ın fazl ve rahmetindendir.” (Lem’alar, “13. Lem’a, 12. İşaret”) KİMSE, AMELİYLE CENNET’E GİREMEZ Daha önce küfrün mahiyeti ve niteliği açıklanırken ifade olunduğu gibi küfür, karşılığı ancak ebedî azap olacak bir cinayet, affı mümkün olmayan bir günahtır. Cenab-ı Allah (c.c.), Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Yedi gök, yer ve onların … Devamını oku

103-) Başka dinlerden çıkan bozulmuş süt gibi olmasına mukabil, İslâm’dan çıkan bozulmuş tereyağı gibi olur.

Müslüman’ın fâsığı başka dinlerin fâsığına benzemez. Başka dinlerden çıkan bozulmuş süt gibi olmasına mukabil, İslâm’dan çıkan bozulmuş tereyağı gibi olur. [Sözler, “13. Söz, 2. Makam”, “24. Söz, 5. Dal, 4. Meyve”; “Lemeât”; Lem’alar, “17. Lem’a”] FÂSIK HAİNDİR, ŞAHİTLİĞİ GEÇERLİ DEĞİLDİR Bütün peygamberlerin Allah’tan alıp tebliğ ettikleri din, İslâm’dır, fakat Peygamber Efendimiz’e kadar her rasûl, İslâm’ı sınırlı bir … Devamını oku

102-) Her günah içinde küfre uzanan bir yol vardır

Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. [Lem’alar, “2. Lem’a, 1. Nükte”] Evet, günah kalbe işleyip, onu siyahlandıra siyahlandıra, tâ iman nûrunu çıkarıncaya kadar katılaştırır. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırır. Günahın mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü o günaha devam eden insan, zamanla o günaha karşı ülfet … Devamını oku

101-) Kur’ân’ın bazı meselelerin üzerinde önemle durmasının sırrı

“Kur’ân bazı meselelerin üzerinde önemle durur ki, bu meselenin önemi, Cenab-ı Allah’ın haşmetini izhar ve hedef aldığı tarafın şenaatini teşhir gibi sebeplerden dolayıdır. Kur’ân, bazen de intizam, adalet, denge ve hikmetin mükemmeliyetini göstermek için küçük ve zayıf bir şeye karşı çok büyük ve kuvvetli sebepleri, kuvvetli orduları harekete geçirir.“ (Sözler, “15. Söz, 6. Basamak”) Hz. Üstad … Devamını oku

100-) Yaratılmış olma noktasında herkes eşittir

“Ey insan! Kur’ân’ın düsturlarındandır ki, Cenab-ı Hakk’tan başka hiçbir şeyi ona ibadet (kulluk) edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem kendini her şeyden büyük görecek ölçüde büyük tutma. Çünkü yaratılmışlar, Mâbudiyet’ten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlûkiyet nisbetinde de birdirler.” (Lem’alar, “17. Lem’a, 2. Nota”) YARATILMIŞ OLMA NOKTASINDA HERKES EŞİTTİR Denebilir ki, gerçek insan ve Müslüman olma … Devamını oku

99-) Şefaat ve Vesilelik

“Sofiye meşrebi bir yana, İslâmiyet, vasıtayı ret, delili kabûl, imamı ispat eder. Hıristiyanlık gibi dinler, vasıtayı kabûl eder.” (Sünûhât; Mektûbât, “29. Mektup, 9. Kısım, 7. Telvih”) ŞEFAAT VE VESİLELİK Açık ve kesin gerçeklere rağmen, şefaat meselesi günümüzde halâ bazıları tarafından sanki cehaletlerini ispat etmek istercesine, hem de güya bazı Kur’ân âyetlerine dayanılarak ve şefaatle ilgili hiçbir hadisin … Devamını oku