88-) İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler birbirine kuvvet veremez

İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler ise birbirine kuvvet veremez, nefiy ve inkârları şahsî kalır. [Şualar, “11. Şua (Meyve Risalesi), 7. Mesele.”] Bir hadisenin vukuu hakkında iki şahit birbirine kuvvet verir ve şahitlikleri kabûl görür. Buna karşılık binlerce insan “Böyle bir hadise olmadı!” dese bu, bir manâ ifade etmez; olmadı iddiasında bulunan bir de olsa, … Devamını oku

87-) Sahasında iki uzman, Uzman olmayan herkese tercih edilir

Bir fende veya bir sanatta iki uzman, binler başkalara; iki ispat eden, yani lehte şahit, binler nefyedici veya inkâr ediciye tercih edilir. [Sözler, “10. Söz, 9. Hakikat; 29. Söz, 1. Maksat, 3. Esas”; Şualar, “11. Şua (Meyve Risalesi), 7. Mesele.”] SAHASINDA İKİ UZMAN, UZMAN OLMAYAN HERKESE TERCİH EDİLİR Modern bilimin ve bilimcilerin ilmî gerçekliği tekeline almaları, arzedildiği … Devamını oku

86-) İman, ispattır; küfür ise nefiy, yani yok sayma, yokluğunu iddia etmedir.

İman, ispattır; küfür ise nefiy, yani yok sayma, yokluğunu iddia etmedir. İspatta iki şahit yeterli iken, nefyin hiçbir hükmü yoktur. [Sözler, “10. Söz, 9. Hakikat; 29. Söz, 1. Maksat, 3. Esas”; Şualar, “11. Şua (Meyve Risalesi), 7. Mesele.”] İNKÂR, GAYR-I İLMÎ VE GAYR-I MANTIKÎ SUBJEKTİF BİR HÜKÜMDÜR; “YOK” İDDİA EDİLEMEZ; YOKLUK İDDİASI İSPAT EDİLEMEZ Bu, iman ve … Devamını oku

85-) İktiranın Aldatıcılığı

“Neticeleri sebeplerden bilen esbapperestleri aldatan, iktiran, yani iki şeyin beraber bulunması ve sebeplerin yokluğu nimetin de yokluğuna yol açtığından, sebeplerin nimetin varlığına illet olduğunu zannetmeleridir.” [ Lem’alar, “17. Lem’a, 13. Nota, 4. Mes’ele.”] İKTİRANIN ALDATICILIĞI Çok defa insanlar, özellikle neticeleri maddî sebeplerinden bilen esbapperest ve materyalistler, sebep ile neticeyi bir arada görünce, o neticenin illetinin, hattâ o … Devamını oku

84-) Fetret Ehli ve Sorumluluk

“Ehl-i fetret olanlar, ehl-i necattır; özellikle masum ve mazlum olarak ölen çocukları, şehid hükmündedir.” [Kastamonu Lâhikası.] FETRET EHLİ VE SORUMLULUK Ehl-i fetret, yani “fetret dönemi halkı” tabiri, genellikle peygamber gelmediği zamanlarda, meselâ Hz. İsa (a.s.) ile Peygamber Efendimiz (s.a.s.) arasında yaşayıp, İsevî tebliğe de muhatap olamamış insanlar hakkında kullanılır. Bu insanlar ehl-i necat mıdır, yani Âhiret’te Cennet’e mi gidecektir, yoksa ehl-i necat olmayıp, … Devamını oku

83-) Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde her yere, her kavme peygamber göndermiştir.

“Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde her yere, her kavme peygamber göndermiştir. Fakat ya zamanla bu peygamberlerin bizzat kendileri de, mesajları da yanlış anlayış ve değerlendirmelere ve tahrife maruz kalıp başkalaştırılmışlar veyahut inananları az olduğu için gerektiği gibi tanınmamışlardır.” [Mektûbât, “28. Mektup, 8. Mesele”] Cenab-ı Allah (c.c.), hiçbir devirde insanlığı peygambersiz veya peygamberin yolunu takip eden peygamber vârisi mürşidlerden mahrum … Devamını oku

82-) Mü’minde Kâfir, Kâfirde Mü’min Sıfatı

Bir Müslüman’ın her bir sıfatı İslâmiyet’ten kaynaklanması gerekirken pratikte her zaman böyle olmaz. Aynı şekilde, bir kâfirin her sıfatı da küfründen kaynaklanması gerekmez. [Sözler, “Lemeât”; Muhakemât, “1. Makale, 7. Mukaddime”] MÜ’MİNDE KÂFİR, KÂFİRDE MÜ’MİN SIFATI Müslüman’dan beklenen elbette her zaman İslâm’a uygun davranmasıdır. Fakat İslâm’ın şubeleri, mertebeleri, esasları, dalları vardır. Bir insanın Müslümanlığını ortaya koyan, ‘zarurât-ı dîniye’ denilen … Devamını oku

81-) Allah için olana her şey vardır

Madem Allah var, her şey var; madem Cenab-ı Allah’a intisap var, öyleyse her bir şey için bütün eşya vardır. Allah’a intisapla her bir varlık, bütün varlıkla irtibat hâsıl eder. [Mektûbât, “24. Mektup, 1. Makam, 5. Remiz, 1. Nükte”.] ALLAH İÇİN OLANA HER ŞEY VARDIR Bütün kâinat, Cenab-ı Allah’ın, yani tek bir Yaratıcı’nın mahlûku olmakla, içindeki her şeyin … Devamını oku

80-) İman, mü’mini her varlıkla ilgilenmeye sevkeder

Her mü’min, imandaki derecesine göre, nûr-u Kur’ân ve sırr-ı iman ile, bütün varlıkların hiçlikten kurtulmalarıyla, bekalarıyla, saadetleriyle ve Âlemlerin Rabbi’nden kıymetli mektuplar olmalarıyla mes’ut olabilir ve dünya kadar bir nur kazanabilir. [Mektûbât, “24. Mektup, 1. Makam, 3. Remiz”] İMAN, MÜ’MİNİ HER VARLIKLA İLGİLENMEYE SEVKEDER Nasıl bir meyve, ağacın varıp nihayet kendisinde noktalandığı unsuru olarak ağaçta olanı, bir bakıma … Devamını oku

79-) İnsan Hayvan Farkı ve İman

İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder. [Sözler, “23. Söz, 1. Mebhas, 4. Nokta”] İNSAN–HAYVAN FARKI VE İMAN İnsan ile hayvan arasındaki birtakım önemli farklar, bu hakikati ispata kâfidir: Hayvan, dünyaya âdeta başka bir âlemde her şeyi tamamlanmış, hayatta … Devamını oku