156-) Allah’a ma’lûm (bilinen) olarak bakmak O’nu bilinmez yapar; buna karşılık, O’na var ve meçhul olarak bakıldığında, bu defa ma’rifet nurları sökün eder.

Allah’a ma’lûm (bilinen) olarak bakmak O’nu bilinmez yapar; buna karşılık, O’na var ve meçhul olarak bakıldığında, bu defa ma’rifet nurları sökün eder. (Mesnevî-i Nûriye, “Habbe”) İnsan, çok defa bilgisinin, kendisine verilen kabiliyetlerin ve zekânın kurbanı olur. Bilgisini yeterli ve doğru görüp biliyorum zannetme, zekâ ve kabiliyetleriyle her meseleyi anlama ve çözme iddiasında bulunma, cehaletin, hem de katmerli cehaletin kaynağıdır. Cenab-ı Allah (c.c.), mevcûd-u … Devamını oku

155-) Cenab-ı Hakk, bize tamamen ve her şeyden daha ziyade yakındır.

Cenab-ı Hakk, bize tamamen ve her şeyden daha ziyade yakındır. Biz ise, O’ndan nihayet derecede uzağız. Onun bize bizden daha yakın olması bizim ona aynı şekilde yakın olmamızı veya sayılmamızı gerektirmediği gibi, bizim ona olan çok büyük uzaklığımızı da etkilemez. (Lem’alar, “30. Lem’a, 6. Nükte”) Bu, iyi anlaşılması gereken ve iyi anlaşılmadığı takdirde önemli hatalara sebep … Devamını oku

154-) Biz, Ezelî Güneşler Güneşi’ne sonsuz uzağız; fakat O’nun rahmet ve diğer tecelli ışıkları, O’nu bize yakın etmektedir.

Nasıl biz güneşe yetişemiyorsak, ondan çok uzak olup, ona yanaşamıyorsak, buna karşılık güneş, aksini, cilvesini, ışığı ve ısısını elimizdeki ayna vasıtasıyla bizim elimize veriyorsa, benzer şekilde biz, Ezelî Güneşler Güneşi’ne sonsuz uzağız; fakat O’nun rahmet ve diğer tecelli ışıkları, O’nu bize yakın etmektedir. (Lem’alar, “14. Lem’a, 2. Makam, 5. Sır”) Güneş, zâtı itibariyle bizden çok uzaktır … Devamını oku

153-) Cenab-ı Allah’ın ortağı, rakibi ve zıttı olmadığı gibi, Ona benzer, O’nun gibi hiçbir şey yoktur.

Cenab-ı Allah’ın ortağı, rakibi ve zıttı olmadığı gibi, “Ona benzer, O’nun gibi hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören-dir.” (Şûrâ Sûresi/42: 11) âyetinde ifade buyrulduğu üzere, O’nun misli, dengi ve benzeri de olamaz. Fakat, “Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar ve misaller Allah içindir (ve O, bu sıfat ve misallerle anlatılmalıdır.) O, Azîz’dir; Hakîm’dir.” (Rûm Sûresi/30: … Devamını oku

152-) Sâni’-i Zülcelal’in sanatında harekât, nihayet derecede muhteliftir.

Sâni’-i Zülcelal’in sanatında harekât, nihayet derecede muhteliftir. Meselâ: Sesin süratiyle, ışık, elektrik, ruh, hayalin süratleri ne kadar birbirinden farklı olduğu malûmdur. Seyyaratın (gezegenler) dahi hareketleri o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. (Sözler, “31. Söz, 2. Esas, 2. Temsil”) Bu, küllî bir kaide olmaktan çok ilmî bir gerçektir, fakat bundan çıkarılacak çok sonuçlar vardır. Meselâ, Kur’ân-ı Kerim’de “gün” kavramı izafî olarak … Devamını oku

151-) Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur. 

Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur. (Lem’alar, “28. Lem’a, Yâ–Sîn Sûresi, 82. âyetle ilgili”) Arş, bir bakıma Cenab-ı Allah’ın içindeki her bir şeyle birlikte bütün kâinat üzerindeki hükümranlığını, bu hükümranlığın icraatını ifade eder. Bu çerçevede, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede … Devamını oku

150-) Her şeyin ‘mülk’ denilen zâhir ve ‘melekût’ denilen bâtın ciheti vardır.

Her şeyin ‘mülk’ denilen zâhir ve ‘melekût’ denilen bâtın ciheti vardır. Bunların birbiriyle münasebeti mülk ve melekût âlem-lerinde birbirlerinin zıttıdır veya aynanın iki yüzü gibi birbirini tamamlar. Arş ile kâinat, insan ile kalb arasında da benzer münasebet sözkonusudur. (Mesnevî-i Nûriye, “Hubab”) MÜLK VE MELEKÛT, İNSAN VE KALBİ, ARŞ VE KÂİNAT Bir fotoğrafın pozitifi ve negatifi veya … Devamını oku

149-) İlâhî Kudret’in birbirinden daha ince ve daha şeffaf aynaları vardır.

İlâhî Kudret’in birbirinden daha ince ve daha şeffaf aynaları vardır. (Sözler, “Lemeât”) ÂLEMLER İlâhî Kudret’in sudan havaya, havadan esire, esirden Misal Âlemi’ne, Misal Âlemi’nden Ruhlar Âlemi’ne, hattâ zamana, fikre kadar çok aynaları, yani kendinde tasarrufta bulunduğu ve Kendi’ni gösterdiği farklı farklı tecelli mahalleri vardır. Ve Kudret, aynı anda bütün bu tecelli sahalarında tecelli eder ve eserleri, bütün bu sahalarda … Devamını oku

148-) Aynada veya şeffaf bir cisimde temessül (görünme) veya aksetme, farklı şekillerde olur.

Aynada veya şeffaf bir cisimde temessül (görünme) veya aksetme, farklı şekillerde olur. (Sözler, “16. Söz, 1. Şua; Lemeât.”) TEMESSÜLDEN MA’RİFET-İ İLÂHÎ’YE VE DAHA PEK ÇOK HAKİKATE Varlıkların dört türlü veya dört türlü varlığın temessülü, yani görünmesi veya aksetmesi söz konusudur. HÜVİYETLERİN TEMESSÜLÜ VEYA YANSIMASI Kesif, maddî cisimler, sadece hüviyetleriyle, yani maddî şekilleriyle ve birer cisim olarak … Devamını oku

147-) Bir şey zâtî olsa, yani bizzat kendinde ve kendinden dolayı var olup, ona sonradan arızî olarak eklenmemiş bulunsa, o şeyde mertebeler ve o şeyin zıttı olmaz. 

Bir şey zâtî olsa, yani bizzat kendinde ve kendinden dolayı var olup, ona sonradan arızî olarak eklenmemiş bulunsa, o şeyde mertebeler ve o şeyin zıttı olmaz. (Sözler, “29. Söz, 2. Maksat, 3. Esas, 1. Mesele”) BİR ŞEYİN ZÂTINA AİT HUSUSİYETLERDE MERTEBELER OLMAZ Güneş, helyum ve hidrojen atomlarından ibarettir. Gerçi milyarlarca yıl içinde yüzünde bazı lekeler oluşmuş olup, İlâhî Kudret … Devamını oku