Cibali Baba(lar) ve Kambur(lar)

Hikâye edilir ki, İstanbul’un fethini, “Cibali Baba” denilen ‘meczup bir veli” uzun süre engellemiş. Birbirinden farklı şekillerde anlatılan hikâyeler olsa da hadisenin özü şöyle: (Fatih) Sultan Mehmed, Hz. Peygamber’in (asm) “Kostantıniyye (İstanbul) mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur” müjdesine nail olmak için İstanbul’u kuşatır. Maddî ve manevî her türlü hazırlık … Devamını oku

82-) İlham Tesellisi

Rahimiyet’in anlamı şefkattir. Şefkatin gereği ise ihtiyaçları gidermektir. İhtiyaçları gidermenin biri fiilî, diğeri sözlü olmak üzere iki yönü vardır. Annenin bebeğine süt emzirmesi şefkatin fiilî neticesiyken; ona sesi ve kelimeleriyle inşirah vermesi ve onunla konuşması, şefkatin sözlü neticesidir. Bebek süt emerken, annesinin gözünün içine bakarak duygu, insaniyet ve şefkat transferi gerçekleştirilmektedir. Annenin görevi yalnızca süt vermek değil, duygularla ve seslerle de bebeğini emzirmek ve beslemektir. İnsanın … Devamını oku

Bir Tebliğ ve İrşâd Yolu: Şefkat

Evet, insanların hata ve kusurlarını affetmeden ve onlara göstereceğiniz doğruyu şefkatle göstermeden hiçbir ferdî ve içtimaî meseleyi nihaî ölçüde çözemezsiniz. Onun içindir ki Efendimiz, ümmetinin hataları karşısında kendi durumunu bize şu temsil ve benzetme ile anlatmaktadır: إِنَّمَا مَثَلِي وَمَثَلُ أُمَّتِي كَمَثَلِ رَجُلٍ اِسْتَوْقَدَ نَارًا فَجَعَلَتِ الدَّوَابُّ وَالْفَرَاشُ يَقَعْنَ فِيهَا فَأَنَا اٰخِذٌ بِحُجَزِكُمْ وَأَنْتُمْ تَقَحَّمُونَ فِيهَا “Benimle sizin misaliniz, ateş yakan … Devamını oku

Bütün Cemiyetin Varlığını Tehdid Eden Fenâlıklar

İmam-ı Şafii’nin bir odada dostlarıyla oturuyormuş. Önünde bir tabak hurma varmış. Adamın birisi içeriye girmiş. İzin almadan tabaktaki hurmaları yemeye başlamış. Tabaktaki hurmaların bitirmeye yakın İmam-ı Şafii’ye: (İmam-ı Şafii’nin künyesiyle seslenerek) “Ey Ebu Abdullah! Aniden karşımıza çıkan helal mi, haram mı sormadan yenilen hurmalar için ne diyorsun?” diye sorunca İmam-ı Şafii: “Bu soruyu hurmaları yemeden sormalıydın?” demiş. (Oburlar ve Asalaklar … Devamını oku

Çatlak Kova

Her sıkıntı ve musibet gibi görünen şeyin aynı zamanda müthiş bir fırsat olduğunu kavrayabilsek çok kazançlı çıkacağız. Ama meselelere hiç o tarafından bakamıyoruz… şöyle bir hikâye anlatılır: Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova … Devamını oku

81-) Tevhid Tesellisi

Nimetler ‘nimet vereni’, sanat eseri ‘sanatçıyı’, sebeplerse ‘müessir olanı’ açığa çıkarma değil bilakis onları perdeleme vazifesi görürler. İnsana düşen, nimete bakarken nimet vereni, esere bakarken sanatçıyı, hâdiseleri tefekkür ederken onlar üzerinde hakiki müessir olan Cenab-ı Hakk’ı zihnine, hayaline ve fikir dünyasına getirmeye çalışmaktır. Mevlana deyişiyle, “Nakış ve suret manâyı görmeye engeldir” (Mesnevi, Cilt 1). Rivayetlerde kişiyle Rabbi arasında aşılmayı bekleyen yetmiş bin perdeden bahsedilir. Cenab-ı Hakk’ın … Devamını oku

Hayata Dair Notlar-43

Hz. Yunus (a.s) balığın karnından Kurtulmasına vesile olan sır Sâffât Sûresi 139-148: Yûnus da şüphesiz resullerdendi. Hani o, Rabbinden izinsiz kaçıp yolcusunu doldurmuş gemiye kendini atmıştı. Kur’a çekmiş, kur’ada kaybedenlerden olunca denize atılmıştı. O yaptığından ötürü pişman bir vaziyette iken balık onu yutuverdi. Şayet Allah’ı çok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, tâ mahşere kadar onun karnında kalırdı. Derken … Devamını oku

177-) Küçücük canlılardaki keskin duyular ve kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir.

Bakteri ve virüslere varıncaya kadar küçücük canlılardaki çok keskin duyular ve bazı kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir. (Sözler, “29. Söz, 1. Maksat, 1. Esas”) Gözle görülmeyen ve ancak mikroskopla görülebilen bakteriler ve virüsler gibi canlıların bile o kadar keskin duyuları vardır ki, arkadaşının sesini işitir, birbirleriyle haberleşirler, ihtiyacı olan rızkını görür veya hisseder ve … Devamını oku

176-) Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir.

Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir. Madde, kendisine hizmet edilen değil, hizmet edendir. Madde, hakim değil, mahkûmdur. Madde, asıl ve öz değil, yarılıp yırtılmaya hazır bir kabuktur. (Sözler, “29. Söz, 1. Maksat, 1. Esas”.) Materyalistlerin, insanın madde üzerindeki tasarrufunu göre maddeye varlıkta asliyet, hakimiyet ve yaratıcılık vermeleri, doğrusu insanoğlunun en utandırıcı hurafelerinden biridir. Açıkça … Devamını oku

6-) Hayâtü-s-Sahâbe (Peygamberimizin Üstün Ahlâkı ve İnsanların Hidayetine Vesile Olan Davranışları)

14. Peygamberimizin Üstün Ahlâkı ve İnsanların Hidayetine Vesile Olan Davranışları Abdullah b. Selâm (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Cenâb-ı Hak, Zeyd b. Sü’ne’nin hidayetini murat buyurunca Zeyd şöyle söyledi: “Ne kadar peygamberlik alâmeti varsa, ikisi hariç hepsini Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in simasına baktığımda görmüştüm. O iki sıfatı hakkında bir haber alamamıştım. Bu iki sıfat: Hilm ve yumuşaklığının, öfkesini her zaman … Devamını oku